Zayiflama, Guzellik

msgbartop
msgbarbottom

Hamileyken güneşlenme ve solaryum mümkün mü ?

gunHamilelikte cilt daha hassas olduğundan güneşe veya solaryuma dikkat etmek gerekiyor…

Güneşin zararlı etkilerinden hamile olsak da olmasak da korunmamız gerekiyor. Ama birçok hamile kadın, özellikle hamilelikleri yaza denk gelmişse, güneşlenip güneşlenemeyeceğini veya solaryuma girip giremeyeceğini merak eder. Amerikan Hastanesi’nden Dr. Alper Mumcu, hamilelik boyunca güneşlenme ve solaryumla ilgili merak ettiğimiz sorulara cevaplıyor.

Hamilelikte uzun süre güneşte kalınmamalı

Pekçok hamile kadının cildi hamilelik sırasında daha hassastır ve güneş yanığına karşı daha korumasızdır. Hamilelik sırasında derinin rengini veren melanini salgılayan hücreleri etkileyen melonosit stimüle edici hormon düzeyleri yükselir. Bu durum hamile kadını aşırı pigmentasyona karşı duyarlı hale getirir. Eğer yüzünüzde cholasma adı verilen gebelik maskesi oluşmuşsa yani düzensiz ve koyu renk değişiklikleri varsa bu durumda siz de güneş ışınlarına ve ultraviyoleye karşı aşırı duyarlısınız demektir. Bu durumda cildiniz güneş ışınlarına her zamankinden daha fazla ve daha şiddetli cevap verecektir.

Ayrıca, güneş altında uzun süre geçirmeniz hem vücut sıcaklığınızın aşırı artmasına hem de vücudunuzdaki suyun azalmasına (dehidratasyon) neden olabilir. Her iki durum da gebeliğiniz açısından olumsuz etkiler yaratabilir. Tüm bu nedenlerden dolayı hamileyken uzun süre güneş altında kalmanız önerilmez.

Solaryuma girebilir miyim?

Günümüzde hamileliklerini takip ettiğimiz hastalarımızın “Solaryuma girebilir miyim?” şeklindeki soruları ile sık sık karşılaşmaktayız. Bu sorunun net bir cevabı yoktur. Direkt güneş ışığı ya da yapay ultraviyole ışınlarının gelişmekte olan bebek üzerindeki etkilerini inceleyen yeterli sayıda araştırma mevcut değildir. Kısıtlı sayıda bazı araştırmalar bu tür uygulamaların folik asit eksikliğine neden olabileceğini düşündürmektedir. Bunun nedeni güçlü ve uzun süre maruz kalınan ultraviyole ışınlarının vücuttaki folik asidi parçalayarak etkin bir şekilde kullanımını engellemesidir.

Vücudunuzun aşırı ısınmasına ve susuz kalmamasına dikkat edin

Hamileliğin ilk haftalarında vücutta yüksek oranda bulunan folik asit bebekte nöral tüp defekti adı verilen bazı doğumsal anomalilerin görülme oranını yüzde 50 civarında azaltmaktadır. Bu nedenle hamile kalmadan hemen önce ve hamileliğin ilk 12 haftası içinde yüksek oranlarda doğal ya da yapay ultraviyole ışınlarına maruz kalmanın etkilerinin ne olabileceği konusunda elde yeterli bilimsel veri ve kanıt yoktur. 12. hafta ile birlikte bebeğin organ oluşumu tamamlandığından olası bir risk daha azalmaktadır.

Bu nedenle sıcak bir yaz günü güneş altında birkaç saat geçirdiğinizde vücudunuzun aşırı ısınmasına ve susuz kalmamaya özen gösterdiğinizde korkmanızı ya da endişelenmenizi gerektirecek bir durum yoktur. Ancak solaryumlardan uzak durmanız yararınıza olacaktır. Elimizdeki kanıtlar solaryumun zararsız olduğunu söylemek için yeterli değildir.

Bir diğer bronzlaşma yöntemi olan bronzlaştırıcı kremlerin, hamilelikte kullanımı konusunda da riskler bulunuyor. Prof . Dr. Hakan Şatıroğlu, koyu bir tene sahip olmak için bronzlaştırıcı kullanılmasının anne adayları için uygun olmadığını vurguluyor.

Bronzlaştırıcılar bebeğe zarar veriyor

Şatıroğlu’na göre, bronzlaştırıcı tabletler bebek üzerinde toksik etki oluşturduğu için kesinlikle kullanılmamalı. Özellikle gebeliğin ilk 3 ayında kullanılması halinde, bebekte gelişim anomalliklerinin görülebileceğine dikkat çeken Şatıroğlu , “Bronzlaştırıcıların, gebeliğin ilerleyen dönemlerinde de kullanılması doğru değil. Bunların içerisindeki maddelerin, bebek dokularında birikme ihtimali yüksektir . Bu da yine bebekte gelişim anomalilerine ve çeşitli sağlık sıkıntılarına neden olmaktadır. Bunun sebebi de plasentanın geçirgen bir yapıya sahip olmasıdır” diyor.

Sonuç: Güneşe dikkat!

Güneş ışınlarının yararları kadar zararlarının da göz ardı edilmemesi ve güneşe çıkmadan önce yüksek koruma faktörlü ürünlerin kullanılması gerekir. Kemik yapımına yardım eden vitamin D’nin üretimi, hastalık yapan mikropların yok edilmesi ve insan psikolojisine olumlu etkileri ile güneş ışınlarının yaşamsal gerekliliği tartışılamaz. Ancak, yüksek risk grubunda olan gebelerin ve bebeklerin, güneşin doğrudan geldiği saatlerde açık havada olmaması gerekir.

Hamile kalmaya karar vermeden önce…

hamile1 Sağlıklı bir hamilelik için hamile kalmadan önce doktorunuza danışmanız        gereken konular…

Hamile kalma kararı oldukça ciddi bir karar… Çocuk sahibi olmak kişinin hayatını ve önceliklerini tamamen değiştiriyor. Bu kararı vermeden önce düşünülmesi gereken ve doktorunuzla konuşulması gereken konulara bakalım.

Öncelikle kendiniz şu soruları sorun:

Neden bebek sahibi olmak istiyorum?
Eşim de en az benim kadar bebek sahibi olmak istiyor mu?
Bebek sahibi olmak şimdiki ve gelecekteki yaşamımı nasıl etkileyecek?
Bir bebek büyütmek için gerekli finansal birikimim mevcut mu?
Bebeğime her konuda gerekli bakımı sağlayabilecek miyim?

Tüm bunları gözden geçirdikten sonra gebe kalmadan önce bir kadın doğum uzmanından randevu alarak ilk adımı atabilirsiniz. Öncelikle aşağıdaki konuları konuşmakta fayda vardır:

Doğum kontrol hapları: Bu zamana kadar korunma amacıyla doğum kontrol ilacı kullandıysanız yumurtlamanız hemen eski haline dönmeyebileceğinden doktorunuz ilacı kestikten sonra 1-2 ay daha başka bir yöntem önerebilir. Aksi takdirde yumurtlamanın tam olarak ne zaman olduğu kestirilemeyebileceğinden beklenen doğum tarihi kesin olarak saptanamayabilir.

Bağışıklık: Doğumsal kusurlara sebep olabilen enfeksiyon ajanlarına karşı bağışık olup olmadığınızı gebelikten ne kadar önce bilirseniz o kadar iyi olur. Örneğin suçiçeği, kızamıkçık gibi enfeksiyon hastalıklarına karşı vücudunuz bağışık değilse gebe kalmadan önce bunların aşılarını yaptırarak gebelik sırasında bu hastalıklardan korunabilirsiniz.

Sağlık durumunuz: Eğer diyabet, hipertansiyon, astım gibi bir hastalığınız varsa, gebelikten önce kontrol altında olduğundan mutlaka emin olunmalıdır. Büyüyen bebeğiniz vücudunuzda bir takım yüklenmelere neden olacağından hastalığınız önceden kontrol altında olsa bile gebelikte de takibi düzenli yapılmalıdır.

Aile hikayesi: Özellikle ailenizde doğumsal kusurları olan bebek hikayesi varsa bunu mutlaka doktorunuza bildirmelisiniz.

Tıbbi tedavi: Gebe kalmadan önce kullandığınız bir takım ilaçlar varsa doktorunuz bunları kesebilir ya da dozlarında değişiklik yapabilir. Bu sebeple düzenli olarak aldığınız tüm ilaçlarınızla ilgili doktorunuzu bilgilendiriniz. Kullandığınız bitkisel ilaçları bile doktorunuza haber vermelisiniz. Multivitamin hapı kullanmıyorsanız gebelikten önce doktorunuz başlayabilir. Bu hapın özellikle doğumsal kusurların önlenmesinde etkili olan folik asit ve B vitamini içerdiğinden emin olunmalıdır.

Yaş: Eğer yaşınız 35’in üstündeyse, üremeyle ilgili problemler, düşük riski, gebelik komplikasyonları (yüksek tansıyon, diyabet gibi) yaşama ihtimaliniz artmaktadır. Bu artmış riski doğum uzmanınızla tartışmalı ve bunlardan korunmak için bir plan yapmalısınız.

Önceki gebeliklerde yaşanan zorluklar: Geçmişte düşük yaptıysanız veya gebe kalmakta zorluk çektiyseniz bunu doktorunuzla görüşmelisiniz. Böylece doktorunuz düzeltilmesi mümkün bir takım sorunları giderebilir.

Yaşam tarzınız: Eğer sigara ve alkol kullanıyorsanız, kötü besleniyorsanız ve düzenli egzersiz yapmıyorsanız gebelikten önce yaşam tarzınızı mutlaka değiştirmelisiniz. Sağlıklı beslenme gebelikte çok önemlidir. Size uygun egzersiz programına katılmanız daha rahat bir gebelik yaşamınıza yardımcı olacaktır. Mümkünse stresten de uzak durmanızda fayda vardır.

Eşiniz: Gebelik öncesi doktor ile görüşmeye eşinizle birlikte gidin. Böylelikle eşinizin ailesinde var olan hastalıklar, doğumsal kusurlu bebek hikayesi de doktorunuz tarafından sorgulanabilecektir.


Bebeklerde Gaz Sancısı

gaz3 Bebek büyütürken yaşanan en büyük zorluklardan biridir gaz sancısı...

Diyelim ki, ilk defa anne baba oldunuz, bebeğinizle birlikte hastaneden eve döndünüz. Yenidoğan bebeğiniz, sütünü emip günün büyük bölümünü uyuyarak geçiriyor. Siz de ne kadar şanslı olduğunuzu, bebeğinizin pek uslu olduğunu düşünüyorsunuz. Acele etmeyin! Sonra birdenbire, 2-3 hafta geçtiğinde sanki o uslu bebek gidip yerine minik bir canavar geliyor. Sevgili bebeğiniz, akşama doğru birden huysuzlanıyor, durmadan ağlamaya başlıyor. Bacaklarını karnına çekiyor, kızarıp bozarıyor, ellerini yumruk yapıyor, sanki canı çok acıyormuş gibi ağlıyor.

Üstelik bu durum, haftanın çoğu günü aynı saatlerde tekrarlanıyor. İşte, bebek büyütmenin en zor dönemlerinden biriyle karşı karşıyasınız.

Sağlıklı bebeklerde görülen bu tarz nedensiz ağlamalara kolik diyoruz. Kolik, bir hastalık değil ve bebeğe zarar vermiyor. Kolik, dış dünyaya uyum sürecinin bir parçası olarak kabul edilebilir.

Kolik ne kadar sürer?

Bebek 2-3 haftalık olduğunda başlar, 4-6 haftada en yoğun döneme ulaşır, çoğunlukla 3 ayda biter.

Bebeği Doktor Götürmeli mi?

Bebeği doktora götürmekte fayda var. Doktorunuz bebekte başka bir sorun olmadığından emin olmak için onu muayene edecektir. Bazen fıtık, barsak düğümlenmesi, orta kulak iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu gibi problemler de çok ağlamaya yol açar ve bebeğin sorunu kolik sanılabilir. Ayrıca, doktorunuz, kolik için bazı damlalar veya bitkisel çaylar önerebilir.

Kolik neden olur?

Koliğin nedeni bilinmiyor. Anne sütü alan bebekte annenin yediklerine alerji, mama alan bebekte mamanın içeriğine alerji, sindirim sisteminin tam olgunlaşmamış olması, artmış barsak gazı, bebeğin günlük rutinindeki değişiklikler, annenin endişesi ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Ancak, kesin bir neden saptanamamıştır.

Emziren anne hangi gıdalardan kaçınmalı?

Lahana, karnabahar, brüksel lahanası, brokoli, kuru baklagiller, inek sütü ve süt ürünleri, soğan, sarımsak, baharatlı gıdalar, kahve, çay, çikolata gibi besinler annenin diyetinden çıkarılıp bebeğin rahatlayıp rahatlamadığı gözlenebilir.

Bebeği rahatlatmak için neler yapılabilir?

Bu konuda tek bir doğru yoktur. Her bebek, kendine özgüdür. Birini rahatlatan yöntem diğerinde işe yaramayabilir. Aşağıda önerileri deneyip bebeğinizi rahatlatan çözümü bulabilirsinz.

Yumuşak bir battaniyeye sarın
Kucaklayıp sarılın
Ninni, şarkı söyleyin
Müzik dinletin
Kucakta veya beşikte sallayın
Karnına ılık yağ ile masaj yapın
Karnına ılık havlu koyun
Ilık bir banyo yaptırın
Bebek arabasında gezdirin
Emzik verin

Bebeklerde Gaz Sancısı

gazBebek büyütürken yaşanan en büyük zorluklardan biridir gaz sancısı…

Diyelim ki, ilk defa anne baba oldunuz, bebeğinizle birlikte hastaneden eve döndünüz. Yenidoğan bebeğiniz, sütünü emip günün büyük bölümünü uyuyarak geçiriyor. Siz de ne kadar şanslı olduğunuzu, bebeğinizin pek uslu olduğunu düşünüyorsunuz. Acele etmeyin! Sonra birdenbire, 2-3 hafta geçtiğinde sanki o uslu bebek gidip yerine minik bir canavar geliyor. Sevgili bebeğiniz, akşama doğru birden huysuzlanıyor, durmadan ağlamaya başlıyor. Bacaklarını karnına çekiyor, kızarıp bozarıyor, ellerini yumruk yapıyor, sanki canı çok acıyormuş gibi ağlıyor.

Üstelik bu durum, haftanın çoğu günü aynı saatlerde tekrarlanıyor. İşte, bebek büyütmenin en zor dönemlerinden biriyle karşı karşıyasınız.

Sağlıklı bebeklerde görülen bu tarz nedensiz ağlamalara kolik diyoruz. Kolik, bir hastalık değil ve bebeğe zarar vermiyor. Kolik, dış dünyaya uyum sürecinin bir parçası olarak kabul edilebilir.

Kolik ne kadar sürer?

Bebek 2-3 haftalık olduğunda başlar, 4-6 haftada en yoğun döneme ulaşır, çoğunlukla 3 ayda biter.

Bebeği Doktor Götürmeli mi?

Bebeği doktora götürmekte fayda var. Doktorunuz bebekte başka bir sorun olmadığından emin olmak için onu muayene edecektir. Bazen fıtık, barsak düğümlenmesi, orta kulak iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu gibi problemler de çok ağlamaya yol açar ve bebeğin sorunu kolik sanılabilir. Ayrıca, doktorunuz, kolik için bazı damlalar veya bitkisel çaylar önerebilir.

Kolik neden olur?

Koliğin nedeni bilinmiyor. Anne sütü alan bebekte annenin yediklerine alerji, mama alan bebekte mamanın içeriğine alerji, sindirim sisteminin tam olgunlaşmamış olması, artmış barsak gazı, bebeğin günlük rutinindeki değişiklikler, annenin endişesi ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Ancak, kesin bir neden saptanamamıştır.

Emziren anne hangi gıdalardan kaçınmalı?

Lahana, karnabahar, brüksel lahanası, brokoli, kuru baklagiller, inek sütü ve süt ürünleri, soğan, sarımsak, baharatlı gıdalar, kahve, çay, çikolata gibi besinler annenin diyetinden çıkarılıp bebeğin rahatlayıp rahatlamadığı gözlenebilir.

Bebeği rahatlatmak için neler yapılabilir?

Bu konuda tek bir doğru yoktur. Her bebek, kendine özgüdür. Birini rahatlatan yöntem diğerinde işe yaramayabilir. Aşağıda önerileri deneyip bebeğinizi rahatlatan çözümü bulabilirsinz.

Yumuşak bir battaniyeye sarın
Kucaklayıp sarılın
Ninni, şarkı söyleyin
Müzik dinletin
Kucakta veya beşikte sallayın
Karnına ılık yağ ile masaj yapın
Karnına ılık havlu koyun
Ilık bir banyo yaptırın
Bebek arabasında gezdirin
Emzik verin

Sezeryanda Büyük Tehlike

793-06052009152421

Sezaryenle doğan çocukların tüm hayatını etkileyecek büyük bir tehlike ortaya çıktı.

İsveç’te yapılan bir araştırma, sezaryenle doğan çocukların DNA’larında değişim yaşandığı sonucunu verdi.

İsveçli doktorların, kadınların gittikçe daha çok tercih ettiği sezaryenle doğum konusunda yaptıkları araştırmaya göre, bu yöntemle doğan çocuklar ileride sağlık açısından sorunlar yaşıyor.

Karolinska Enstitüsünde yapılan araştırma, sezaryen yönteminin neden olduğu genetik yapıdaki değişimin şeker, kanser ve astım hastalıklarının görülme riskini artırdığını ortaya koydu.

Araştırma sırasında normal doğumla dünyaya gelen çocuklar ile sezaryenle dünyaya gelen çocukların kordon bağından alınan kan örnekleri laboratuvar ortamında tahlil edildi. Her iki gruptaki çocukların kanlarında bulunan al yuvarlarda farklılıklar olduğu, bu farklılığın da DNA’larda değişime neden olduğu belirlendi.

Doktorlar, bu değişimi, doğum sırasında bebeklerin yaşadığı strese bağladı. Normal doğumda bebeğin yaşadığı stres, doktorların olumlu olarak niteledikleri ağırdan başlayıp artan bir stres olurken, sezaryenle yapılan doğumlarda bebeklerin yaşadığı ani stres olumsuz olarak değerlendirildi.

Araştırmaya katılan doktorlardan Prof. Dr. Michael Norman, doğum ve stresin bebeğin DNA yapısı ve bağışıklık sistemi açısından önemine vurgu yaparken, “Doğum sırasında bazı genler aktif, bazı genler pasif hale geliyor. Doğumdaki stres de bunu etkilediği için sezaryenle doğan bebeğin DNA’sı değişiyor. Araştırmalarda, sezaryenle doğan bebeklerde DNA değişiminden dolayı bu bebeklerin kanser, şeker ve astıma yakalanma olasılıklarının daha yüksek olduğu ortaya çıkıyor” dedi.

Batı dünyasında sezaryenle doğumların arttığına dikkati çeken Norman, ileride çocukların karşılaşabileceği hastalıkların dikkate alınmasını istedi ve “Bu konuda daha dikkatlı olunsun. Sezaryenle doğum tamamen tehlikesiz görünmesin” dedi.

Hamilelik Döneminde Beslenme

16Dünya üzerindeki en güzel duygulardan biri olan annelik için hazırladığınız hamilelik döneminde; bebeğiniz ve sizin sağlığınız için beslenmenize her zamankinden daha fazla önem vermelisiniz.

Hamilelik döneminde özellikle bebeğinizin sağlıklı gelişimi protein, kalsiyum, vitamin ve mineralleri yeterli miktarda almanız gerekir.
Protein
Anne karnında bebeğin geçici yuvası plazmadır. Protein, plazmanın dış etkenlere karşı korunması için hücrelere destekleyicidir. Kan oluşumunu ve hücrelerdeki oksijen miktarının artmasına yardımcı olur. Bebeğin, doğum gününe kadar normal sayılabilecek kiloya ulaşması için protein ihtiyacı vardır. Kırmızı et, yumurta, süt, yoğurt, peynir, tavuk eti, fındık ve ceviz gibi gıdalarda bol miktarda protein bulunmaktadır.
Kalsiyum
Dünyaya gelmek için hazırlanan bebeğinizin kas ve kemik yapısının oluşabilmesi için kalsiyuma ihtiyacı vardır. Süt ve süt ürünleri, pekmez, susam, fındık, limon, çilek gibi gıdalar kalsiyum kaynağıdır. Günde 2 litre su içmek kalsiyum desteği sağlayacaktır. Hamilelik döneminde kalsiyum içerikli gıdalara beslenme planınızda ağırlık vermeniz gerekir.
Demir
Hamilelik döneminde 4.aya geldiğinizde bebeğinizin karaciğeri oluşmuştur. Anne kanındaki demir, bebeğin karaciğerinde depolanır. Karaciğer, doğum sonrasında anne sütünden alamayacağı demiri bu şekilde telafi etmeye çalışır. Sizin sağlığınız için de demir içeren gıdalarla beslenmeniz gerekmektedir. Özellikle doğum sonrasında görülen saç dökülmesi demir eksikliğine bağlıdır. Yeşil sebzeler, yumurta, tahıl ürünleri, tahin, Antep fıstığı, pekmez gibi gıdalar demir kaynağıdır. Hem bebeğinizin hem de sizin vücudunuzun ihtiyaç duyduğu demiri bu gıdalardan sağlayabilirsiniz.
A Vitamini
Bebeğinizin hücrelerinin sağlıklı gelişimi, diş oluşumu, görme işlevi için A vitamini hayati önem taşımaktadır. En iyi A vitamini kaynakları; kara ciğer, yumurta sarısı, ıspanak, yeşil biber, domates, havuç, portakal ve kayısıdır. Beslenme planınıza, A vitamini içeren sevdiğiniz sebze ve meyveleri eklemeniz anne ve bebek sağlığı için gereklidir.
D, B Vitaminleri
Kas ve sinir dokularının sağlıklı gelişimi için D vitamini ihtiyacı hamilelik döneminde en üst seviyededir. En büyük D vitamini kaynağı güneştir. Sizi rahatsız etmeyecek süre gün içinde güneşlenmek D vitamini alımı sağlayacaktır. Ayrıca, balık yağı, süt, karaciğer gibi gıdalar D vitamini kaynağıdır.
Bakır, Çinko, Fosfor
Hamilelik döneminde anne bebek sağlığı için bakır, çinko, fosfor minerallerinin alımı büyük önem taşımaktadır. Et, karaciğer, balık, bezelye, kuru fasulye, patates gibi gıdalardan gerekli mineral desteğini sağlayabilirsiniz.

Anne olmanın ideal yaşı

710-09052009141143Anne olmayı planlarken yaşınızı da göz önüne almayı unutmayın.

Doğum için en ideal yaşın 20–30 arası olduğu belirtildi.

Konuyla ilgili açıklama yapan Uzmanlar, anne adaylarına uyarılarda bulunarak, 35 yas üzerindeki annelerde problemli gebelik riskinin yüksek olduğunu söyledi.

Doğurganlığın yasla birlikte azaldığına dikkat çeken Uzmanlar “Doğum için en uygun yaslar 20 ile 30 arasıdır. Doğum aralıklarının en az 2 yıl olmasını sağlayarak hem kendinizi hem de bebeğin sağlığını daha iyi koruyabilirsiniz. 35 yas üzerindeki annelerde problemli gebelik riski yüksektir, ancak sağlıklı ve kendine dikkat eden annelerde bu risk azalır. 18 yasından küçük kadınlarda ise ölü doğum ve düşük kilolu bebek doğurma riski yüksektir. Doğurganlık yasla birlikte azalmaktadır. 20 yasında doğum kontrol yöntemi kullanmayan, düzenli ilişkiye giren ve bir çocuk isteyenlerin yüzde 20’si başarıya ulaşıyor. Bu oran 30 yasında yüzde 15′e ve 35 yasında yüzde 10′a iniyor. 40 yasında ise bu oran yüzde 5′e iniyor. Hamilelik hangi yasta olursa olsun risksiz değildir ama yasin ilerlemesi ile bu risk artar.

Etiketler: ,

Gebelerin enerji ihtiyaçları

plasentaGebelikte, vücuttaki değişmeler nedeniyle enerji besin öğelerine ihtiyaç artar. Ergenlik çağındakilerle normal durumdaki kadınlar ve gebeler için önerilen enerji ve besin öğeleri miktarları vardır. Gebelik için eklenen besin öğeleri miktarları, depoların boşalmasını önlemek ve güvenli miktarda depo sağlamak amacıyla önerilmiştir. Bu miktarlarda artiş yapılmadığı takdirde, gebelerin aldığı besin öğelerinde en az verilenler kadar artış yapılması zorunludur.

Gebelikte, gelişen annelik dokuları, bazal metabolizmanın hazırlanması, ağırlık artışı ve dölün büyümesi için enerji harcandığından, gebelerin enerji ihtiyacı artar. Gebelik döneminde, toplam 80 000 kaloriye (335 MJ.) yakın enerji harcandığı hesaplanmıştır. Bunun yarısı kadarı, kadının vücudunda yağ olarak (4 kg. dolayında) depolanır. Normal ağırlıkta olan anne adayının zayıflaması ve şişmanlaması istenmediğinden, gebeliğin ortalama 40 000 kalori (167.2 MJ.) gerektirdiği varsayılır.
Gebelik süresince toplam ağırlık artışının alt ve üst sınırları 9-12 kg. arasındadır. Haftalık ağırlık artışı ilk aylarda 0,25 kg. kadardır;sonraları 0,45 kg dolayında olması önerilir. Gebede ayda ortalama1 kg.’dan fazla artış istenmez. Dölün büyüme hızınave gebelikte değişikliklere göre annenin enerji ihtiyacı, gebeliğin ilk aylarında ortalama 15 kalori, üç aylıktan sonra da 300- 350 kalori kadar artar. Normal ağırlıktaki ve durumdaki kadın diyetinde besin gruplarına yeterince yer veriyorsa ilk aylarda 150 kalorilik sonrada 300-350 kalorilik besin eki yapılır. Bunu karşılamak için, günlük diyete ilk aylarda bir porsiyon süt grubu, bir porsiyon sebze ve meyve grubunun eklenmesi yeterlidir. İlk aylardan sonra, bunlara ½ -1 porsiyon et grubu eklenmesi uygun olur.

Gebe kadın, fiziksel etkinliğinde önemli ölçüde azaltma yapmışsa, enerji ihtiyacı da azalacağından gebelik nedeniyle yapılan ek azaltılmalıdır ya da ek yapılmamalıdır. Aksine, gebe kadın büyüme döneminde ise, kendi büyümesi için fazladan enerji gerektiğinden, yapılacak enerji eki artırılmalıdır. Aynı durum gebeliğin başlangıcında zayıf gebeler için de geçerlidir.
Normalde az ağırlıktaki gebe kadınların da normal kilolarına çıkar, duruma göre daha çok ek yapılması gerekir. Diyetin enerji değeri, adayının normal ağırlıkta kalmasını ve gebelikte yeterli ağırlık artışını sağlayacak şekilde ayarlanır.
Gebeliğin başlangıcında şişman olan kadınların da normal kilolarına zayıflamaları gerekir. Bu gebelerin diyetinde enerji kısıtlaması yapılır. Günlük alınan enerji 1500 kalori altına düşürülmeden, şişman gebenin yavaş yavaş normal kilosuna inmesi sağlanır. Bunun için özellikle, tahıl ve türevleri ile yapılan ve şekerlerde azaltma yapılır.

Öğün atlayarak, aç durarak, öteki besin gruplarından yeterince almayarak ve kısa sürede fazla ağırlık kaybetmeye çalışarak zayıflamak anne adayı ve yavru için sakıncalıdır;aşırı durumlarda ise tehlikelidir.

Etiketler: ,

Gebelikte protein

gebelikYeni doğanın vücudundakiyle birlikte, gebelikte bir kiloya yakın protein harcanır. Bunu karşılamak için bazı yazarlar, gebeliğin ilk aylarında daha az olmak üzere, normal ihtiyaca günde 5-6 gr.

Protein eki yapılmasını yeterli görmektedir. Bazı yazarlar ise gebeliğin ilk aylarından sonra gebe kadının günlük normal ihtiyacına, kalitesi %70 dolayında olan protein için 15-30 gr ek yapılmasını önermektedir. Amerika birleşik devletleri’nde gebelerin günlük protein ihtiyacına, gebeliğin iknci ayından sonra 30 gr. Ek yapılmasını önerilmiştir.

Bu ekle, gebenin protein ihtiyacı, ikinci aydan sonra kilo başına 1,3 gr dolayında olmaktadır. Annenin sağlığı ve dölün bedensel ve beyinsel gelişimi için bu ekin gerekliliği vurgulanmaktadır. Protein yetersizliğinin dölün direncini azaaltığı, bedensel ve zihinsel geriliklere eğilimi artırdığı düşünülerek , gebelikte normal günlük ihtiyaçtan 15-30 gr fazla protein alınması yararlı görülmektedir.

Etiketler: ,

Gebelikte vitaminler ve mineraller

hamile, hamile kadınGebelikte; annelik dokuları, hücre çalışmasında hızlanma ve öteki değişiklikler ile döl için fazladan mineral ve vitamin harcanır. Annenin ve dölün sağlığını korumak için, gebelikte ek mineral ve vitamin alınması gerekir.

Gebe ve gebe olmayan kadın için günlük alınması önerilen vitamin ve mineral miktarları önemlidir.
Demir yetersizliğine karşı korunmak için diyetin demir yönünden zengin olması gerekir. Demir depolarını doldurmak için gebelerin günde 30-60 mg demir almaları önerilmektedir. Bu miktardaki demirin normal bir diyetle karşılanmasının zor olduğu belirtilerek gebe kadına dışardan ek demir verilmesinin yararı üzerinde durulmaktadır.

Gebelikte , kemik yumuşaması ve diş çürüklüğüne de sık rastlanmaktadır. Bu ve benzeri durumlara karşı korunmak için, gebelikte artan kalsiyum ile fosfor ve D vitamini ihtiyacının karşılanması gerekir. Gebelikte, bazı vitaminlerin ve minerallerin yetersiz alınmasının dölde bedensel ve zihinsel yönden bozukluklara eğilimi artırdığı bilindiğinden, gebe kadının bu besin öğelerine ihtiyacının karşılanması kendisi ve yavrusu için önemlidir.

Etiketler: , ,