Özellikle menopoz dönemi yaklaşırken bir çok kadın, uykusuzluk (insomnia) veya aşırı aşırı uykululuk (hipersomnia) sorunlarıyla karşı karşıya kalır. Peki ya sizin sorununuz hangisi?
Kadınların menopoz döneminde yaşadıkları fiziksel ve ruhsal değişiklikler arasında, çoğu kez gözden kaçan veya yeterince önem verilmeyen yaygın sağlık probelmlerinden biri de uyku bozukluklarıdır. Özellikle menopoz dönemi yaklaşırken çok sayıda kadın, uykusuzluk (insomnia) veya aşırı aşırı uykululuk (hipersomnia) sorunlarıyla karşı karşıya kalır. Amerikan Hastanesi Uyku Bozuklukları Kliniği Şefi Dr. Sabri Derman, uykunun insan sağlığının en temel öğelerinden birisidi olduğunu, yetersiz veya düzensiz uykunun yol açtığı problemlerin, genel olarak kısa süreli ve geçici rahatsızlıklara sebep olmakla beraber, uzun süreli uyku bozukluklarının, kalıcı ve ciddi sonuçlar yarattığının artık tıp çevrelerinde kabul edildiğini belirtiyor.
Geçtiğimiz yıllarda tıp bilimi, uykunun basit ve pasif bir kendinden geçme değil, son derece karmaşık mekanizmalarla düzenlenen, içimizdeki saatlerle yönlendirilen ve genel sağlığımızın her alanını etkileyen çok yönlü bir fonksiyonun olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bugün uykunun sadece süresinin değil, karmaşık iç yapısının, yani kalitesinin de çok önemli olduğu artık kesin olarak bilinmektedir.
Menopozda uyku kalitesini bozan etkenler arasında, özellikle hot flash denen, hararet ve ter basması bulunmaktadır. Terleme ve ateş basmaları kadınların uykusunu bölmekte, tekrar uykuya dalmayı güçleştirmektedir. Bunun sonucunda ise kadın gün içinde yorgun olmakta ve uykululuk hali artmaktadır. Ayrıca yavaş yavaş gece uykularından da nefret etmeye başlar.
Menopoz sırasında sık görülen duygusal dalgalanmalar ve depresyon da gece uykularını olumsuz yönde etkiler. Depresyonun çok sık rastlanan bir belirtisi de uyku sorunları olduğu için menopoz sırasında kadınlar uyku sağlığı bakımından tam bir kısır döngünün içine girebilirler. Harvard Tıp Fakültesinde 2008 senesinde yapılan bir araştırmada menopoz süreci içindeki kadınların %56’sında hot flash’lar görülürken %53’ünde bir uyku bozukluğu da olduğunu uyku laboratuvarı testleriyle ortaya koymuş bulunuyor. Stanford Üniversitesinde 2006 yılında yapılan bir araştırmada bu oranın %79 olduğu saptanmıştı.
Son yıllarda önem kazanan bir başka sorun da, menopoz sırasında ortaya çıkan hormonal değişikliklere bağlı olarak, kadınlarda karşılaşılan obstruktif uyku apnelerinde görülen artıştır. Horlama, ağız kuruluğu, dinlendirici olmayan bir uyku, gecede birkaç defa tuvalete gitme ihtiyacı, gün boyunca yorgunluk, uykululuk, bellek bozuklukları ve sıkıntı hali ile kendini gösteren uyku apnesi hastalığına genelde erkeklerde rastlanmaktadır. Menopozdan sonra kadınlardaki uyku apnesi hastalığı oranı, erkek vaka sayısına yaklaşmaktadır. Uyku apnesi aynı zamanda tansiyon artışına ve nabız yükselmesine de sebep olmakta, kalp krizi ve beyin kanaması riskini de artırabilmektedir. Bu nedenlerle menopoz tedavisi yapan doktorların hastalarının uyku sorunlarını da dikkatle sorgulamaları, ailedeki kardiyovasküler risk faktörlerini de gözönünde tutmaları ve etkin tedavi yöntemlerini kullanmaları gerekmektedir.
Genellikle hormon tedavisi gören kadınlarda, uykusuzluk şikayetleri azalmaktadır. Hatta Mayo Kliniğinden bir grup araştırmacı, tek bir doz depo hormon (depoMPA) uygulanmasının bu sıkıntıları %70 oranında azaltabildiğine dair bazı veriler elde etmişlerdir. Dikkatle seçilmiş ve takip edilmiş durumlarda antidepressan ilaçların da hem uyku hem hot flsh problemleriyle başaçıkmakta yararlı olduğu bilinmektedir. Her zaman yararlı olan genel uyku hijyeni tavsiyeleri, menopoz süresinde özellikle önem taşır: Alkol ve kahveden özellikle akşamları uzak durmak, ağır akşam yemeklerinden kaçınmak, serin ve sessiz bir odada uyumak pamuklu giysiler ve yatak takımları kullanmak, hem ter basmalarını azaltmakta hem de genel olarak uykuyu daha derin ve sağlıklı bir hale getirmeye yardımcı olmaktadır.
Menopoz sırasındaki psikolojik sorunlar artarsa, psikolojik danışma ve tedavi yöntemlerinden faydalanmak şarttır. Eğer içimizdeki biyolojik saatin ayarı menopoz sırasında bozulursa, daha sonraki yıllarda tedavisi daha zordur. Menopoz sürecindeki kadınların maruz kalabilecekleri başka sağlık sorunlarının yanısıra, aile, iş, eş ve sosyal çevreyle oluşabilecek maddi ve duygusal problemler iç dengelerini bozmaktadır. Özellikle rahatsız uykunun yol açacağı genel direnç azalmasına bağlı olarak böyle problemlerin sağlığa maliyeti de ciddi olarak artış göstermektedir.
Menopoz, ergenlik gibi, yaşamın doğal bir sürecidir ve bir hastalık değildir. Bu sürecin etkileri ve getireceği sorunlar kişiden kişiye hem genetik hem de çevresel etkenlerle yakından ilgilidir. Yeni araştırmalar gösteriyor ki yaşamımızın her evresinde sağlıklı bir uyku, beynimizin ve vücudumuzun sağlıklı işleyebilmesi için olmazsa olmaz bir önem taşımaktadır…
Etiketler: menopoz, menopoz sonrası uykusuzluk
Kadınlar, menopozda sıcak basmasından uyku bozukluğuna kadar birçok sorunla karşılaşıyor. ‘Kadın kimliğimi kaybediyorum’ endişesi ise bu dönemde kadınların psikolojik sorun yaşamasını tetikliyor.
Dr. Ender Saraç , şifalı bitkilerin menopozda yaşanan sorunlara karşı önemli bir silah olduğunu belirterek menopozda doğal tedavinin yerini şöyle anlattı: ‘Doğal tedavilere yönelip ilaçları reddetmek ne kadar yanlışsa kimyasal ilaçları kullanıp doğal yöntemleri reddetmek o kadar yanlış.
Bu iki görüşü de tıbbi yobazlık olarak görüyorum. Sadece hap ve ilaç vermekle kesinlikle yüzde 100 şifa elde edilmez, aynı zamanda diyet, beslenme, egzersiz, yoga, meditasyon ve yardımcı maddelerin alımı çok önemli.’
Meme kanserine soya
‘Menopozu doğal şekilde atlatmak mümkün mü?’ sorusunu ise Saraç şöyle yanıtladı:
‘Östrojen açığı, doğal ve bitkisel prepatlarla kapatılabilir. Östrojen hormonu içeren bazı bitkiler ve gıdalar var. Örneğin, soyadan elde edilen doğal östrojen normal östrojene göre yan etkileri yüzlerce misli daha düşük. Kanser riski yok denebilecek kadar az. Soyayla beslenen toplumlarda meme kanserine pek rastlanmıyor.
Soyanın yanı sıra doğal östrojen içeren bitkisel preparatlar, bitkisel çaylar ve otlar tüketmek yararlı olabiliyor. Bunların yanında kalsiyum, magnezyum, çinko ve boron alınması gerekiyor.’ Hormon ilacı kullanmak zorunda olanların bu ilaçları, bitkisel tedavi edicilerin yanında daha düşük dozda alabileceklerini belirten Saraç, hormon tedavisine gerek duyulan durumları şöyle sıraladı: ‘İleri derecede kemik erimesi riski, dayanılmayacak derecede şikayetler var ise ailede meme kanseri riski , kanda pıhtılaşma, inme, kalp hastalığı gibi riskler yoksa kişi kendini gerçekten iyi hissetmiyorsa bu kişiye kimyasal hormonlar verilebilir.’
Östrojen depoları
Adaçayı: Doğal östrojenler içeriyor. Ateş basması, gece terlemeleri gibi menopoz şikayetlerinde etkili.
Soya fasulyesi: Soyadan elde edilen ve doğal östrojen olan isoflavonlar, menopoz şikayetlerini hafifletiyor.
Civan perçemi: Doğal östrojen kaynağı olan bitki menopoz şikayetlerinin giderilmesinde çok yararlı.
Anason: İçinde belli oranda doğal östrojenler ve buna benzer maddeler var. Menopoz sıkıntılarının yanı sıra uyku bozuklukları, gaz kolit, hazımsızlık şikayetlerine iyi geliyor.
Maydanoz: Doğal östrojenler içeren maydanoz menopoz şikayetlerini gidermek için etkili.
Kızıldereli otu: Kızıldereli kadınlar belli bir yaşa geldikten sonra birtakım rahatsızlıklarını gidermek için bu bitkiyi kullanıyorlardı. Bu bitki Türkiye’de de bulunuyor.
Evening Primerose Oil (Çuha çiçeği yağı): Kızılderililer’den kalma bir bitki. Özellikle gece yatarken kullanılıyor. Bitkinin içinde östrojen yok. Ancak ateş basmaları, gece terlemeleri gibi şikayetlerin dışında egzamalara, kolesterole, kaşıntılara, adet sancılarına karşı etkili.
Etiketler: bitkisel çözümler, Ender Saraç, menapoz, menopoz