Zayiflama, Guzellik

msgbartop
msgbarbottom

Ender Saraç Bölgesel Zayıflama Uygulamaları

Lenf Drenaj uygulamaları, Karın , bacak ve kol manşetleri ile tüm vücuttaki lenf sisteminin etkin bir biçimde drenajı sağlanmakta, ödemler çözülmekte, kan dolaşımı artmakta ve lenf kanallarındaki metabolitler vücuttan uzaklaştırılmaktadır.

Çamur sargılama, Vücuda uygulanan çamur maskeleri ile çamurun içindeki vücut için gerekli elektrolit ve mineraller vücuda girmekte bölgesel olarak metabolizma hızlanmakta, ciltte bir toparlanma, incelme ve pürüzsüzleşme gözlenmektedir.

Yosun sargılama ve vibrasyon masajı (G5); Vibrasyon masajı ile birlikte yosun uygulamaları ile yosun cildin derinliklerine inmekte cilt için gerekli elektrolit, mineral ve vitaminleri içeren yosundan cilt maksimum oranda faydalanmaktadır. Metabolizma artışı ile yağlar yakılmakta bölgesel incelme ve sıkılaşma sağlanmaktadır.

Elektroterapi ; Düşük akımlar ile belirli bölgelerdeki kaslar uyarılmakta ve bölgedeki yağların yakılması sağlanmaktadır. Bölgesel incelme ve sıkılaşmada etkin bir yöntem olarak uzun yıllardır kullanılmaktadır

Endermoloji (LPG)

Endermoloji(LPG) Fransa’da 1970 li yıllarda sellülit tedavisinde geliştirilen klinik bir tedavi metodudur. Bu cihazın amacı skarları yumuşatmak ve fizik tedaviyi normalize etmektir; bu alet ile beraber tedavi edilen hastalarda vücut hatlarında ve cilt tonusunda bir gelişme gözlenmesi üzerine selülit tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. İşlem selülitli alanlarda “yoğurma “ tarzında masaj yapan elle tutulan bir mekanizmayı içermektedir. Tedavi edilecek alan (kalçalar, uyluk, karın, bacaklar)naylon çorap ile kaplanır ve dönen yuvarlak başlıklar ile vakumlanarak yaklaşık 35-45 dakika masaj yapılır. Selülit tedavisi için haftada 1-2 kez olmak üzere toplam 10-14 seanslık uygulamalar önerilmektedir.

FDA, Endermoloji üreticilerinin cihaz ile aralıklı tedavi sonrası selülit görünümünde azalma olduğu yolundaki iddialarına onay vermiştir.

Bu selülit tedavi metodları dolaşımı arttırmak,doku konjesyonunu azaltmak ve lenfatik drenajı hızlandırmak üzerinde de çalışmaktadır. Hollanda’da yapılan bir ultrasonografik çalışmalar ile bu uygulamalar sonucunda dermis-hipodermis sınırındaki yapıdaki düzelme görüntülenmiştir.Endermoloji’de en son sistem Key Modül,olup avantajı emme basıncının tüm dokulara aynı oranda dağıtılmasıdır.

Karbondioksit Tedavisi Nedir ?

Karbondioksit tedavisi metodlu ve kontrollü parametreler ile CO2 gazının intradermal(cilt içi) ve subdermal(cilt altı) olarak pompalanması ile gerçekleştirilen bir tedavidir.

Cildin vazodilatasyonunu geliştirerek, bu etki üzerinden lipoliz(yağ yıkımı), tonifikasyon, patolojik damar genişlemelerinde azalma, lenfatik sirkülasyonda artma, yenileyici etki ile kollajen ve elastin proteinlerin sentezinde artma, nedbe dokusu oluşumlarında da reorganizasyon gerçekleştirmektedir.

Kullanım alanları:
• Kırışıklıklar
• Sarkmalar
• Elastikiyet kayıpları
• Sellülit
• Bölgesel yağ fazlalıkları
• Bacaklarda venöz genişleme
• Skarlar ve strialar(çatlaklar,çizgiler)

Karbondioksit tedavisi nasıl uygulanır ?

Cerrahi olmayan bir metoddur. CO2 derialtı dokusuna çok küçük ( 30G 0.3 mm çapında ) bir iğne ile enjekte edilir.

Enjeksiyon noktasından CO2 çevredeki dokulara kolayca yayılır.

CO2 nasıl etki eder ?

Karbondioksit tedavisi birbirini destekleyen yollarla çalışır. İlk ve basit olarak CO2 mekanik olarak yağ hücrelerini öldürür. İkincil olarak bölgedeki kılcal damarlarda güçlü vasodilatatör (kan damarlarında genişletici) etkisi vardır.Daha geniş damarlar bölgede daha fazla ve daha güçlü kan akımı olması demektir , böylece daha fazla oksijen dokulara gelir. CO2 in cildin PH sında ki düşüşe neden olmakta PH düzeyi düştükçe hemoglobin ile oksijen arasındaki ilişki zayıflar ve oksijenin açığa çıkması artar ( Bohr etkisi)

Yan etkileri nelerdir ?

Kısa süreli hafif ve lokal hassasiyet
Bir kaç saatlik bacaklarda ağırlık hissi
Deri altına bir kaç saat süren çıtırtı hissi .(Krepitasyon)

Kimlere CO2 tedavisi uygulanamaz ?

Hamilelerin dışında , Miyokard enfaktüsü geçirmiş olanlar, Damar tıkanıklıkları ve böbrek yetmezliği olanlara CO2 tedavisi önerilmez.

Yüksek tansiyonlulara ise dikkatli bir şekilde uygulanmalıdır.

Tedaviden sonra dikkat etmeniz gereken bir nokta yoktur, günlük aktivitelerinize normal olarak devam edebilirsiniz.

Ne kadar süreli bir tedavi gereklidir ?

Başlangıçta probleminizin derecesine göre değişmek kaydı ile 15 seans yeterlidir. İdeal olarak gün aşırı uygulanabilinir. Haftada bir , iki seans olarak ta uygulanabilinir.

5. seanstan sonra cildinizde fark edilir bir iyileşme hissetmeye başlarsınız. 8-10 seans sonunda deri altı dokusunda da sıkılık hissedeceksiniz.

Sellülit problemlerinde 5-6 ay aralıklarla 3-5 seanslık koruma tedavileri önerilmektedir.

CO2 toksik değimlidir ?

Hayır CO2 vücudumuzda hücreler tarafından yapılan bir metabolizma ürünüdür. Kan ile taşınır ve akciğerlerden dışarı atılır.

Doğru giysiyi seçerek 5 kilo daha zayıf görünün

Zayıf görünmenin tek yolu bitmek bilmeyen diyetler değil… Evet, belki sadece bir kamuflaj ama doğru kıyafet kombinasyonuyla daha zayıf görünebilirsiniz…

Pantolonlarınız, etek, bluz ve ayakkabılarınızı düzgün bir şekilde kombine ederek en az 6 kilo vermiş görünmeniz mümkün. Hele bunları hepsi siyahsa. Eğer tek renk işi bana göre değil diyorsanız ayakkabılarınızı parlak bir renk seçersiniz olur biter.
İnce görünmenin bir numaralı sırrı: Orantı

Bol ve yuvarlak kesimler sizi de hantal ve kilolu gösterir. Bu yüzden siz de dnegeyi sağlamak için bol bir etekle dar bir tişört, uzun ve uçuş uçuş bir tunikle daracık bir bir jean ya da mini etekle daha uzun bir bluz tercih edip orantıyı yakalamaya bakın.

Doğru ceket seçimi

Kalçalarına kadar uzanan ceketler ve üzerinizde bol duran modeller sizi olduğunuzdan daha kilolu gösterir. Bel kısmı oturan bir ceket her zaman belinizi ince gösterecektir.

Biçimli etekler

Kalem etekler iyi hoş da herkesi daha hantal göstermeye meyilli. Bele oturduktan sonra hafif bollaşan şekilli bir etek her zaman daha iyidir.
Trençkotunuz uzunsa siz de uzunsunuz

Bel hizasındaki ceketler mümkün olduğunca kaçının, daha uzun ve kalçanızı örten modeller sizi de uzun gösterecek.

Jeanlarınızı topuklularla giyin

Dergilerde, gazetelerde neden birçok ünlünün jeanlerinin altına topuklu ayakkabı giydiğini merak ediyorsunuzdur. Çünkü bu son derece doğru bir tercih. Böyle bir kombinasyon özellikle dar kesim bir jeanle yapılırsa her kadını olduğundan daha ince, uzun ve şık gösterecektir.
Doğru kemer seçimi

Daha geniş kemerleri tercih etmeniz sizi daha da küçük gösterir. Ve belinize tam oturan bir kemeri seçmenizde fayda var.

Lida Çayı

Yunnan eyaleti tepelerinde biten inanılmaz yabani Çin Çayı’nın son teknoloji ile harmanlanması ile Kunming Dali Tesisleri’nde üretilen ve Lida DaiDaiHuaJiaoNang yosun kapsülü ile birlikte kullanıldığında, (fabrika iddaasına göre) 10 KG ve fazlası kilo şikayeti olan kişilerde, insanlarda günde 900 gram incelme sağlayan Sickle tohumu ve Tuckahoe bitkileriyle güçlendirilmiş harika bir üründür.

Fazla kilodan lida zayıflama inceltici çayı ile sorunsuzca kurtulun!

Lida Meizi Çay, lida Yosun Kapsülü ile kombine biçimde kullanılabileceği gibi, tek başına da kullanılabilir. Her iki şekilde de sağlıklı,zararsız ve yan etkisiz bir biçimde sorunsuzca zayıflamanıza imkan sağlar. Kapsül ile birlikte kullanıldığında zayıflamayı hızlandırır ve yan etkileri azaltır.

Kullanımı :

Öğlen yemek arası yada Kapsül ile beraber tokken akşam 1 fincan sıcak suya 1 demlik poşeti atılarak 5 dakika demlenir ve her gün 1 fincan içilir. Eğer kullanımda çayın ağır,zararlı geldiğini düşünürseniz bir poşeti iki fincan olarak ayırabilirsiniz.
Lida

Lida Meizi Tea - Lida Zayıflama ve Güzellik Çayı

Günde 900 gr zayıflayacağınızı hayal edebilir misiniz? Artık bu hayali gerçekleştirebilirsiniz. “Lida” doğal bitki ürünlerimizle zayıflayın!

Yunnan dağlarında yetişen mucize yabani çin çayının yüksek teknoloji ile harmanlanması ile Kunming Dali tesislerinde üretilen ve Lida DaiDaiHuaJiaoNang yosun kapsülü ile birlikte kullanıldığında. Üreticinin beyanına göre 10- Kg. ve fazlası kilo şikayeti olan kişilerde günde 900 Gr. incelme sağlayan Sickle tohumu ve Tuckahoe bitkileriyle güçlendirilmiş harika bir üründür.

Lida Meizi çay, Lida Yosun Kapsülü ile kombine biçimde kullanılabileceği gibi, tek başına da kullanılabilir.

Her iki şekilde de sağlıklı ve yan etkisiz bir biçimde zahmetsizce zayıflamanıza olanak sağlar. Kapsül ile birlikte kullanıldığında zayıflamayı hızlandırır ve yan etkileri azaltır.

İçeriğindeki Bitkiler:

Camellia sinensis bitkisinin kurutulmuş yapraklarından oluşuyor. Bizim bildiğimiz siyah çayla hemen hemen aynı bitki. Bu bitkinin Çin deki kullanımı 5000 yıl öncesine kadar gidiyor. Bir kafein kaynağı sayılabilir. Bu maddeler sayesinde, merkezi sinir sistemini uyarıcıdır,yumuşak kasları gevşeticidir ki bu sayede nefes açıcı etki yapar, kalbi uyarır, böbrekleri uyararak di üretik etki yapar . Metabolizmayı hızlandırıcı etkisi vardır.

Tuckahoe Tuckahoe (Peltandra virginica): bitkisi Bu bitki ise çok eski zamanlarda iştah kesici olarak kullanılmış bir bitkidir. Avrupada askerler uzak yerlere savaşa giderken yada avcıların uzun sürecek avlarında yapraklarını yiyerek açlıklarını bastırdıkları söyleniyor.

Rx-1 Bitkisel Zayıflama Kapsülü

Termojenik yağ yakıcı özelliği Rx1 oturduğunuz yerden kilo vermenize yardımcı olur, bitkisel yağ yakıcı, metabolizma düzenleyici ve sindirim sistemi sorunları için en iyi bitkiler ile kilo vermenize yardımcı olabilecek RX-1 Kapsüldür Günde 1 (bir) adet RX1 kullanım ile iştahınızı kapatmaya yemek yeme arzusunu azaltmaya ve bu süre içerisinde içeriğindeki bileşenler enerjinizi koruyarak gün içerisinde yorgun, bitkin kalmanıza yardımcı olur..

Rx-1 Etkileri
Rx-1 in içeriğinde en kuvvetli doğal iştah kesmeye yardımcı Sinefrin bulunur. Ayrıca iştah kesmeye yardımcı Garcinia Cambogia, Cinnamon Bark ve Plantain ile desteklenerek en üst seviyeye ulaştırılmaya calışılmıştır. Gün içerisinde sizi tok tutmaya yardımcı olur.

İçeriğinde bulunan bitkiler
Combogia-Cinnomon Bark(Tarçın Ekstresi),Chicory Herb, Evening Primrose oil, Eucalyptus(Okuloptüs), CassiaFıstula(Sinameki), Plantain, Sacret Lotus
Alpinia Galanga(Havlıcan)RX 1, bitkisel içeriği ile güçlü ve güvenli bir kilo kontrolü sağlamaya, açlık hissini bastırmaya, kan şekerini düzenlemeye, yağ kaybını hızlandırmaya yardımcı olur ve antioksidan etki göstererek serbest radikallerin oluşumunu engeller.RX1 Zayıflama Kapsülleri %100 Naturaldir.RX-1 Bitkisel Zayıflama Kapsülü:RX1 Zayıflama Kapsülleri %100 Naturaldir.RX 1, bitkisel içeriği ile güçlü ve güvenli bir kilo kontrolü sağlamaya, açlık hissini bastırmaya, kan şekerini düzenlemeye, yağ kaybını hızlandırmaya yardımcı olur ve antioksidan etki göstererek serbest radikallerin oluşumunu engeller.

Rx-1 zayıflama kapsülü, termojenik yağ yakıcı özelliği vardır. Az enerji ile daha çok enerji harcarsınız. Böylece oturduğunuz yerden bile metabolizmanız hızlı çalışmaya başlar vücudunuzda ki yağlar parçalanmaya başlar.

Termojenik etkisiyle Rx1 Kapsülleri ile Zayıflayın;
* İştahınızı Keser

* Yağlarınızı hızla yakarak göbek basen ve hareketsiz bölgelerden çok kolay kilo vermenizi sağlar

* Oturduğunuz yerde terleten, spor yapar gibi kalori ve yağ yakmanızı sağlayan benzersiz Termojenik etki saglar

* Karbonhidratları bloke eder: Kalorileri ciddi oranda absorbe ederek kiloya dönüşmesini engeller.

* Metabolizmayı Hızlandırır.

* Yakılan yağları direk enerjiye dönüştürerek kilo verme esnasında zayıf ve güçsüz düşmenizin önüne geçer. Ayrıca içeriğinde bulunan C vitamini ile vücudun ihtiyaç duyduğu direnci sağlar.

İçeriği Nedir ?

Alpinia Galanga
Vücuda kuvvet verir , antiseptik, midevi, gaz söktürücü, sindirimi düzenleyici, solunum yollarını açıcı ve toksin atıcı etkileri bulunur. Rizomları zencefil gibi baharat olarak da kullanılır. Tıbbi faydasının çok olduğu bilinmektedir. Kaynatılan suyu bir miktar içilirse mide ağrılarına, romatizma ve kulunca iyi gelir. Bel gevşekliği, çocukların yatağı kirletmesi gibi hastalıkları önler. Balgam söktürür, tükürük ifrazatını arttırır. Ağız kokusunu giderir. Mafsal ağrılarına ve mide ekşimesine iyi gelir.

Garcinia Combogia
Çok miktarda Hidroksi Sitrik Asit (HCA) içerdiği ve nişastalı gıdaları yağ yerine glikojene dönüştürdüğü görülmüştür. Yağ üretimini yavaşlatan doğal bir iştah kesicidir. Karaciğer ve kasların, glikojen depolama becerisini artırarak, yağ üretimini ve iştahı azaltır. Çünkü HCA, alınan karbonhidratları, glikozun depolanmış şekli olan glikojen üretiminin artırılmasına ve depolanmasına yönlendirerek iştah arzusunu etkilemektedir. Glikojenlerin depolanmasının bir sonucu olarak da, vücudun enerji seviyesini artırdığı gözlemlenmiştir. Yeterli beslenme ve HCA kullanımı, açlık hissinin bastırılmasını sağlar. Garcinia Hindistan’da yetişen portakal ve kabak arasında bir şekli olan, Hindistan’da, Malezya’da veya Tayland’da yemek pişirmede kullanılan bir bitki olarak kullanılmaktaysa da lokman hekimler çok uzun senelerdir Garcinia Cambogia’yı oburluğun tedavisinde kullanmışlardır. Garcinia Cambogia’nın çok miktarda Hidroksi Sitrik Asit içerdiği ve nişastalı gıdaları yağ yerine glikojene dönüştürdüğü görülmüştür. Garcinia’nın gıda olarak alınmasının hiçbir yan etkisinin olmadığı gibi, uyarıcı olmadığından da kilo kontrolünü merkezi sinir sistemim uyararak yapmaz. Bu nedenle uykusuzluk ve sinirlilik gibi yan etkileri de yoktur. Yapılan klinik testlerde Garcinia Cambogia kullanımı ile kısa sürede %5,4 kilo kaybı ve vücut kütle endeksinde %5,2 azalma görülmüştür. İçeriğindeki Hidroksi Sitrik Asit ile iştahı azaltmaya yardımcı olur. Bunun yanı sıra yağ oksidasyonunu arttırır, kandaki lipid seviyesini geliştirir, kilo vermeye yardımcı olur.

Chicory herb
Chicory kökünden elde edilen doğal prebiyotik inülin, kalın bağırsakta sınırlı sayıda yararlı bakterinin (bifidobacteria) aktivitesini uyararak taşıyıcıyı olumlu yönde etkileyen bir besin içeriğidir. İnülin bağırsaklarda istenen floranın devamlılığını sağlar. Toksinierin eliminasyonunu artırır, güçlü bir antioksidandır.

Cinnamon Bark
Hazmı kolaylaştırmaya ve mide tembelliğini gidermeye yardımcıdır. Antioksidan özelliği kan yağlarının oksitlenmesini önlemeye yardımcı olur. Şeker metabolizmasını desteklemeye yardımcı olur.

Evening Primerose Oil
Gamma Linoleik Asidin (GLA-Omega 6 yağ asiti) en zengin doğal kaynaklarından biridir. Tüm vücut sağlığına destek olan özelliktedir.

Eucalyptus
Kilo kontrolü sağlanırken vücudun bağışıklık sistemini destekler.

Cassia Fistula
Bağırsaklardan su emilimini engelleyerek sindirimi kolaylaştırır. Sinirleri gevşetici özelliği ile kilo kontrolü dönemin de sakinleşmeye yardımcı olur.

Sacret Lotus
Enerji verici özelliği bulunmaktadır. Ayrıca doku yenilenmesine yardımcı olarak yaşlanma sürecini yavaşlatır. Tüm sistem için genel bir temizleyici vazifesi görür.

Plantain
Nişastaca çok zengindir, kemik gelişimini sağlar, sinir zafiyeti ve yorgunluğu giderir. Vücudun ihtiyacı olan enerjiyi sağlar.

Kullanım Şekli ve Dozu

Günde 1 kapsül kahvaltıdan önce bir bardak su ile alınır.

Uyarılar

• Kalp, damar ve yüksek tansiyon hastaları,
• Alkol, ilaç bağımlıları ve psikiyatrik tedavi görenler,
• Tiroid fonksiyon bozukluğu olanlar ve karaciğer, böbrek yetmezliği olanlar,
• Hamile ve emziren kadınlar,
• 18 yaş altı, 60 yaş üzeri olanların kullanması doktor konrölünde olmalıdır.

RX 1 30 KAPSÜL / KİLO KONTROLÜNE YARDIMCI ÜRÜN.

KAPSÜLLER TAMAMEN BİTKİSELDİR.

RX 1 30 KAPSÜL,BİTKİSEL İÇERİĞİ İLE GÜÇLÜ VE GÜVENLİ BİR KİLO KONTROLÜ SAĞLAMAYA, AÇLIK HİSSİNİ BASTIRMAYA,KAN ŞEKERİNİ DÜZENLEMEYE,YAĞ KAYBINI HIZLANDIRMAYA,YARDIMCI OLUR VE ANTİOKSİDAN ETKİ GÖSTEREREK SERBEST RADİKALLERİN OLUŞUMUNU ENGELLER.

İÇİNDEKİLER;

Alpinia  Galanga(havlıcan),Garcinia  combogia,Cinnomon Bark(tarçın extresi),Chicory  Herb,Evening Primrose oil,Eucalyptus(okuloptüs),Cassia  Fıstula(sinameki),Plantain,Sacret Lotus.

Alpinia Galanga (Havlıcan) : Vücuda kuvvet verir , antiseptik, midevi, gaz söktürücü, sindirimi düzenleyici, solunum yollarını açıcı ve toksin atıcı etkileri bulunur.

Garcinia combogia: Çok miktarda hidroksisitrik asit(HCA) içerdiği ve nişastalı gıdaları yağ yerine glikojene dönüştürdüğü görülmüştür. yağ üretimini yavaşlatan doğal bir iştah kesicidir. Karaciğer ve kasların, glikojen depolama becerisini artırarak, yağ üretimini ve iştahı azaltır. Çünkü HCA, alınan karbonhidratları, glikozun depolanmış şekli olan glikojen üretiminin artırılmasına ve depolanmasına yönlendirerek iştah arzusunu etkilemektedir. Glikojenlerin depolanmasının bir sonucu olarak da, vücudun enerji seviyesini artırdığı gözlemlenmiştir. Yeterli beslenme ve HCA kullanımı, açlık hissinin bastırılmasını sağlar.

Cinnamon Bark(Tarçın ekstresi): Hazmı kolaylaştırmaya ve mide tembelliğini gidermeye yardımcıdır. Antioksidan özelliği kan yağlarının oksitlenmesini önlemeye yardımcı olur. Şeker metabolizmasını desteklemeye yardımcı olur.

Chicory herb(Hindiba): Chicory kökünden elde edilen doğal prebiyotik inülin, kalın bağırsakta sınırlı sayıda yararlı bakterinin (bifidobacteria) aktivitesini uyararak taşıyıcıyı olumlu yönde etkileyen bir besin içeriğidir. İnülin bağırsaklarda istenen floranın devamlılığını sağlar. Toksinierin eliminasyonunu artırır, güçlü bir antioksidandır.

Evening primerose oil: Gamma linoleik asidin (GLA-Omega 6 yağ asiti) en zengin doğal kaynaklarından biridir. Tüm vücut sağlığına destek olan özelliktedir.

Eucalyptus(Okaliptüs): Kilo kontrolü sağlanırken vücudun bağışıklık sistemini destekler.

Cassia fistula (Sinameki): Bağırsaklardan su emilimini engelleyerek sindirimi kolaylaştırır. Sinirleri gevşetici özelliği ile kilo kontrolü dönemin de sakinleşmeye yardımcı olur.

Sacret lotus (nilüfer): Enerji verici özelliği bulunmaktadır. Ayrıca doku yenilenmesine yardımcı olarak yaşlanma sürecini yavaşlatır. Tüm sistem için genel bir temizleyici vazifesi görür. Plantain(muz):  Nişastaca çok zengindir, kemik gelişimini sağlar, sinir zafiyeti ve yorgunluğu giderir. Vücudun ihtiyacı olan enerjiyi sağlar.

KULLANIM ŞEKLİ VE DOZU

Günde 1 kapsül kahvaltıdan önce bir bardak su ile alınır.

UYARILAR

1*Kalp ,damar ve yüksek tansiyon hastaları,

2*Alkol ,ilaç bağımlıları ve psikiyatrik tedavi görenler,

3*Tiroid   fonksiyon bozukluğu olanlar ve karaciğer ,böbrek yetmezliği olanlar,

4*Hamile ve emziren kadınlar,

5*18 yaş  altı,60 yaş üzeri olanlar,

“T.C. Tarım Bakanlığının 27.10.2008 tarih ve 0834006854 sayılı izni ile ithal edilmiştir.”

Berna Laçin den zayıflama çayı tarifi

Berna Laçin tarafından yayınlanan zzayıflama çayı ve tarifini Diyetvakti.com olarak sizlere sunuyoruz

Malzemeler:

  • 4-5 adet gülhatmi (afrika çiçeği )
  • 3 adet ardıç tohumu
  • 1 kahve kaşığı Mate yaprağı (3-4 adet )
  • 3 yemek kaşığı ebegümeci
  • 2 yemek kaşığı kuşburnu
  • 1 adet zencefil
  • 1 adet kabuk tarçın
  • 1 yemek kaşığı melisa
  • 2 yemek kaşığı sinameki
  • 2 yemek kaşığı civanperçemi
  • 2 çay kaşığı tere tohumu
  • 3 yemek kaşığı ıhlamur
  • 3 yemek kaşığı elma kurusu

Hazırlanışı : Malzemelerin hepsini karıştırıp blendırdan geçirin. Elde etiğiniz tozdan her sabah 2 yemek kaşığı kadarını 2 su bardağı kaynar suyun içine atıp karıştırın.!5 dakika demlenmesini bekleyip aç karnına

Vejeteryan Beslenme Gerçekten Sağlıklı mı?

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Aytaç Ak, vejeteryan beslenmenin sağlıklı olup olmadığı konusunda merak edilen soruları yanıtladı.

Lakto-Ovo vejetaryenler: Hayvan eti tavuk ,balık,kırmızı et yemezler ancak yumurta ve süt ürünlerini tüketirler. Vejeteryanların %80-90’ı bu grubu oluştururlar.

Lakto vejetaryenler: Hayvan eti yemedikleri gibi yumurta, süt, yoğurt da tüketmezler.

Veganlar: Katı vejeteryan bu olan grup et, süt, yumurta tüketmedikleri gibi hayvansal hiçbir besin maddesini tüketmezler. Bal, dondurma, yoğurt, muhallebi gibi hayvansal ürünlerden yapılan besin maddeleri bu tür vejeteryanların yasakları arasındadır.
Bu üç ana grubun dışında, ovo-vejetaryen (süt tüketmeyip, yumurta yiyen), pesketaryen (hayvan eti olarak sadece balık tüketen) veya semi-vejetaryen (kırmızı et değil de beyazı tüketen) gibi değişik gruplar da bulunmaktadır.

Vejeteryanlığın sakıncaları var mı?

Evet var. Öncelikle değerlendirilmesi gereken bu hastalıklarda et tüketiminin katkısı olduğu ama bu katkının etin doğal içeriğinden çok hayvanların büyütülmesi, etin işlenmesi ve pişirilmesine kadar geçen süreçte gerçekleştirilen uygulamalardır.

İyi planlanmamış bir vejeteryan diyetinde et ve süt önemli derecede bulunan Fe, riboflamin, B12, protein, kalsiyum, çinko gibi besin öğeleri eksikliği görülebilir. Bu da bazı risk grupları için tehlikelidir.

Bu risk grubuna kimler girer?

Bu risk grubuna hamileler, bebekler ve çocuklar girer.

Vejetaryan hamileler için bir beslenme planı önerir misiniz?

Sabah: 2 dilim orta yağlı beyaz peynir, 1 haşlanmış yumurta, 2 tatlı kaşığı pekmez, 4-5 zeytin, ekmek, domates ve salatalık.

Kuşluk: Yarım çay bardağı kuru üzüm.

Öğle: 1 tabak kurubaklagil, 1 tabak pilav ya da makarna, salata, (2 dilim beyaz peynir, zeytinyağlı, 1 tabak sebze yemeği, 1 dilim kepekli ekmek.

İkindi: 1 muz ya da 1 su bardağı çilek, 1 kase yoğurt ya da 5 ceviz.

Akşam: 1 kase çorba, 1 tabak sebze yemeği, salata ( 2 dilim kaşar peynir), ekmek.

Gece: 20-25 kiraz veya yarım çay bardağı kuru üzüm veya 20 fındık, 1 kase yoğurt

Vejeteryan birisi kendinde bu besin öğelerinin eksikliğinin olup olmadığını nasıl anlar ?

Vejeteryansanız öncelikle kan sayımı (hemogram) ile kanınızı bir kez değerlendirtmelisiniz. Bu değerlendirmede demir eksikliği ve B12 bağlı anemi görülecektir. B12 vitamini sadece ette bulunur ve eksikliği unutkanlığa ve sinir sistemi hastalıklarına neden olur. Bu nedenle bir vejetaryan idrarındaki metil-malonik aside baktırarak kendisinde böyle bir eksiklik bulunup bulunmadığını kontrol ettirmelidir.

Vegan tarzı vejeteryanlar ise bu analize gerek duymadan B12 vitamin suplamentleri başlamalıdır.

Eğer halsizlik, yorgunluk, saç kaybı, deri döküntüleri, tırnak kırıkları, sık sık hastalanma, dudak–cilt lezyonları var ise ve vejeteryansanız bir uzmana danışmanız önerilir.

01.11.2007 10:38:00

Gençleştiriyor, enerji veriyor

Göbekten nefes alarak uygulanan nefes egzersizi tekniği kalp ve zihin bütünlüğüne ulaşmayı amaçlıyor.

Bunu uygulayan uzmanlara göre; bilinçli şekilde nefes alarak, fizyolojik ve psikolojik durumumuzu olumlu yönde değiştirmek, hem de yaşlanmayı geciktirmek mümkün…

En büyük enerji kaynağımız; nefesimiz… Soluk almak, duyguları bastırmak ya da açığa çıkarmak için kullandığımız bir mekanizma aynı zamanda. Nefes terapistleri toplumdaki yanlış koşullandırmalar ve yaygın davranış kalıpları sebebiyle, çoğu insanın yanlış nefes aldığına dikkat çekiyorlar.
Yani çocukluğumuzdan itibaren duygularımızı açığa vurmanın doğru olmadığına şartlandırılıyoruz ve bunu nefesimizi tutarak ya da daha ’sığ’ nefes alarak başarabildiğimizi keşfediyoruz. Bu andan itibaren, bu yanlış nefes alma alışkanlıkları, duygusal açıdan korunmak üzere kullandığımız bir kalkan oluveriyor. İşte yurtdışında yaygın olarak uygulanan nefes terapisi, yeterli ve doğru nefes almanın püf noktalarını ortaya çıkarmak için geliştirilmiş. İşin güzel yanı, ortalama 6-9 seanslık bir eğitimden sonra bu yöntemi kendiniz de uygulayabiliyorsunuz. Avrupa‘da ve Hindistan‘da yaygın olarak uygulanan bir çok nefes terapisi eğitimleri artık ülkemizde de talep görüyor. Nefes terapisi meditasyon çalışmalarıyla birleşince ortaya sentez teknikler de çıkıyor. Psikolojik kökenli ağrılardan ve uykusuzluk sorunlarından kurtulmak için bu teknikler birebir.Nefesi göbekten alın
Uzmanlara göre doğru nefes, karından alınıyor. Göbeğimiz, anne karnındayken annemizle bağlı olduğumuz nokta ve yaşam kaynaklarımıza çok yakın. Göbeğimizle nefes alıp, duygularımızı fark ettikçe zihnimiz ve kalbimiz sakinleşiyor, istikrarsız ruh hallerimiz kayboluyor. Amaç ise ruh, beden ve zihin dengesini oluşturabilmek. Kaliteli nefesin enerjisi eski yaraları onarıyor, dahası yenilerinin oluşmasını da engelliyor. Uzmanlar bu özelliklerinden dolayı doğru nefesi ”Pırlanta Nefes” olarak da tanımlıyor.
Kızdığımızda ya da korktuğumuzda nefesimizin ritmi bozuluyor. Sakin, mutlu ve neşeliyken nefesimiz daha kaliteli hale geliyor. Bilinçli şekilde nefes alarak, bedenimizin kimyasını, fizyolojik, psikolojik, duygusal ve ruhsal durumumuzu olumlu yönde değiştirmek mümkün. Böylece kendimizi daha canlı, özgür, güvenli ve sakin hissetmemiz de kolaylaşıyor.

Tatile çıkarken dikkat!

Son günlerde neredeyse herkesi bir tatil telaşı almış durumda. İşte bu telaş, zaman zaman tatilcilere yurt içinde ve yurtdışındaki seyahatlerinde bazı hastalıklarla karşılaşabilecekleri riskini unutturuyor.

Seyahat süresinde veya sonrasında tatilcilerin besin zehirlenmesi, turist ishali, kolera, tifo, sarılık, sıtma, sarı humma, zatürree gibi hastalıklara yakalanmaları söz konusu… Bu hastalıkların gelişmesinde seyahat şekli, bölgenin mikrobik yapısı ve tabiat şartları önemli rol oynuyor. Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Cengiz Uzun, tatile çıkacak olanlara  seyahat hastalıkları ve alınabilecek tedbirler konusunda önerilerde bulunarak şu bilgileri verdi.

“Bir çok kişinin ortak kullanım alanı olan yüzme havuzları en çabuk kirlenebilen alanlardır. Birçok bakteri, virüs ve parazit bu kirliliği doğurur. Suya karışan pek çok mikrop, suyun yutulması ile kişilerde ishal tablosu oluşturur. Ayrıca havuzlardaki klor, kimyasal konjonktivit dediğimiz göz enfeksiyonuna sebep olur. Ayrıca durgun ve kirli sularda, yüzeyi köpüklü ve yeşil görünümde olan denizde yüzülmemesi gerekmektedir. Suya atlarken burun tutulmalı veya tıkaç kullanılmalı. Havuz ve deniz suyu yutulmamalı. Ciltte sıyrık ve kesik alanları varsa, yüzme sonrasında temiz su ve sabunla yıkanmalı. Kulak enfeksiyonlarını önlemek için kulak tıpaları takılmalı. Göz enfeksiyonlarını önlemede su altı gözlüğü veya maskeleri kullanılmalı. Lağım karışan alanlara yakın bölgelerde ve şiddetli yağmurlar sonrasında yüzülmemeli. Gelişebilecek ishal, solunum sistemi, cilt, kulak ve göz enfeksiyonlarının tedavileri konunun ilgili uzmanlarına danışılarak yapılmalı.”

Lejyoner hastalığına dikkat!
Tatilde karşımıza çıkabilecek bir diğer hastalık ise ‘Lejyoner Hastalığı’dır. Bu hastalık ‘Legionella pneumophila’ adlı bakterinin yol açtığı bir akciğer enfeksiyonudur. Bu bakteri göller, nehirler ve akarsular gibi yüzey sularında, termal su banyoları ve çamurların normal florasında bulunur. Tabiattaki ortamlardan şehir şebeke suyuna karışabilir. Bu sebeple binaların su tanklarında, air-condition sistemi soğutma kulelerinde, duş başlığı ve musluklarda çöken kireç tabakalarına yerleşebilir. Sudaki bu bakterilerin solunum sistemiyle akciğerlere ulaşması sonucunda enfeksiyon gelişir. Bu hastalığın belirtileri, bakteri alındıktan 2-10 gün sonra ortaya çıkar ve ani başlar. Öncelikle halsizlik, yorgunluk ile başlayan şikayetlere ateş, öksürük, göğüs ağrısı ve nefes darlığı eklenir. Genelde başlangıçta balgam çıkışı olmaz. Bulantı, kusma karın ağrısı ve yaygın kas eklem ağrıları olur. Bazı hastalarda dalgınlık, huzursuzluk, bilinç bulanıklığı ve koma ile seyredebilir.

Kirlenmiş sularda Hepatit A riski
Tatilde bir diğer dikkat edilecek risk ise Hepatit A enfeksiyonudur.
Hepatit A, insan dışkısı, lağım suları ile kirlenmiş (Kontamine olmuş) suların içilmesi ve bu sularla yıkanmış yiyeceklerin tüketilmesi ile bulaşır. Hastalığı aktif olarak geçiren fertlerde kısa süreli kanda bulunduğu bir dönem vardır. O dönemde hastadan sağlıklı kişilere kan transfüzyonu yapılırsa bulaşabilir.
Klinik belirti ve bulgularla seyreden akut Hepatit A enfeksiyonunda sıklıkla halsizlik, yorgunluk, iştahsızlık, ateş, bulantı, kusma, karın ağrısı, sarılık, koyu renkli idrar, baş ağrısı, açık renkli dışkı, ishal, kas-eklem ağrıları ve üst solunum yolu enfeksiyonu bulguları (öksürük, nezle görülür. Tabiatta özellikle insan ve hayvan dışkılarıyla kirlenmiş sularda yaşayan, ishale sebep olan mikroplar da bulunmaktadır. Bunlar, kanalizasyon karışan durgun sular, ilaçlanmamış içme ve kullanma sularında uzun süre canlı kalarak çoğalabilirler. Bu mikroplu suların içilmesi ve bu sularla yıkanmış meyve ve sebzelerin tüketilmesiyle kişi mikrobu alır. İshal olan kişiler de dışkılarıyla çevreye bulaştırırlar.

İshale karşı nasıl mücadele edilmeli?
İshale bağlı gelişen sıvı ve tuz kaybı oldukça önem taşımaktadır. Bu sebeple, bu kaybın derecesi belirlenip, az oranda ise ağız yoluyla, şiddetli oranda ise damardan yerine konması gerekir. Ev ortamında da hazırlanabilen; 5 su bardağı kaynatılmış soğutulmuş suya 2 çorba kaşığı şeker, 1 çay kaşığı sofra tuzu ve 1 çay kaşığı karbonat konarak karıştırılır. Her ishal sonrası mutlaka olmak üzere hastaya içebildiği kadar sık aralarla içirilir.

Tatilde beslenme
Yolculuklar sırasında sulu ve hafif gıdalar tercih edilmesi gerekmektedir. Diyabetiklerin düşük kan şekerine karşı yanlarında kurutulmuş meyveler veya kurabiye gibi yiyecekler bulundurmaları önerilir. Dondurma gibi süt ürünleri (muhtemel uygunsuz pastörizasyon ve soğutma işlemleri yüzünden), sokak satıcılarında satılan yiyecekler, marul, domates gibi taze sebze ve meyveler kullanılmamalıdır. Kimyasallardan etkilenmiş sebzelerin kullanımı sakıncalı olduğundan, kistlerin ve patojenik bakterilerin ortadan kaldırılması için kaynatılması uygun olur. Meyveler soymadan yenmemeli. Et ve balık iyi pişirilmeli ve sıcakken tüketilmelidir.
Yaz ishalleri mikroplu suların içilmesi veya bu sularla yıkanmış meyve ve sebzelerin yenilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Yaz aylarında su tüketiminin artması nedeniyle kişilerin hijyene daha fazla dikkat etmesi gerekiyor.
Yaz aylarıyla birlikte tabiattaki sıcaklık artışı, canlıların ve dolayısıyla da insanların daha fazla su tüketmesine neden oluyor. Ancak bu tüketimin beklenmeyen bir sonucu olan yaz ishalleri mikroplu suların içilmesi veya bu su ile yakınmış yiyeceklerin tüketilmesiyle kendini gösteriyor. En önemli belirti, dışkılama sayısının artması ve dışkı vasfının değişmesidir. Dışkı miktarı ve su içeriği, ince bağırsaklarda hastalık yapan parazit ve bakterilerin ishallerinde fazladır, kalın bağırsakta hastalık yapanlarınkinde ise azdır; ayrıca bunlarda dışkılama sayısı diğerlerine oranla daha fazladır. Su gibi tariflenen ishallerin çoğunluğu paraziter nedenlidir.

Seyahatlerde bu hastalıklar sık görülüyor:

Yapılan araştırmalara göre seyahatlerde en sık rastlanılan sorunlar şunlar:
-turist ishali,
-gıda zehirlenmeleri
-sarılık
-jet lag,
-taşıt tutmaları
-baş dönmesi,
-ayak şişmeleri
-varis
-derin ven trombozları

Seyahatlerde görülen mikrobik hastalıklar:

-menenjit
-kolera
-Lejyoner hastalığı
-tifo
-HIV
-B tipi sarılık
-kuduz
-A tipi sarılık
-zatürree
-sıtma
-bağırsak iltihabı
-turist ishali

Seyahatte yanınızda olması gerekenler

-Uzun kollu gömlek, uzun pantolon ve şapka
-Haşerelere karşı aerosol sprey
-İshal ilacı
-Portatif su filtreleri ve iyot tabletleri (özellikle açık alan veya kampa gidiyorsanız)
-Güneş kremi ve güneş gözlüğü
-Reçeteli tüm ilaçlarınız ve reçeteleriniz

Yolculukta neler yapılmalı?

-Bol su için
-Alkol ve kafeinli içeceklerden uzak durun
-Bol, terletmeyen ve rahat giysiler giyin
-Kısa aralıklarla uyumaya çalışın
-Oturduğunuz yerde basit bacak ve ayak egzersizleri yapın, dar ayakkabı ve çorap giymeyin
-Saat başı yolculuk ettiğiniz taşıtın koridorunda kısa yürüyüşler yapın,
-Mümkünse yolcuktan hemen önce doktorunuza danışarak bir Aspirin alın.

Açık büfe beslenme rehberi

Davetkar onca yiyecek önümüzdeyken, hem sağlıklı hem de lezzetli seçimler yapmak neredeyse bir sanat.

Seçtiğimiz yiyecekleri tabağa yerleştirirken ölçüyü kaçırmamak da ayrı bir marifet. Derlediğimiz ”akıllı açık büfe tabakları” ile ağzınızın tadı bozulmadan sofradan hafif kalkacaksınız

Denizden çıktınız, epeyce acıktınız. Üstelik açık büfeden de enfes kokular yükseliyor. Kurulanıp yemeğe doğru yol alırken az sonra olacakları öngörüp şimdiden suçluluk duymaya başladınız mı yoksa?

Yok siz eğer bir Formsante kızıysanız ve dahası haberimize göz attıysanız senaryo çok daha keyifli hale gelebilir. Onca çeşit leziz yiyecekten oluşan açık büfeyi sağlıklı beslenmek için bir fırsata dönüştürmeye ne dersiniz? Değişik besin gruplarının bir arada tüketmenin dengeli beslenmenin kuralı olduğunu artık biliyoruz. Besinleri ne kadar dengeli olarak öğünlerimizde bulundurursak vücut için yararlılığı o kadar fazla oluyor. Bu açıdan bakınca yaz tatil ve davetlerinin vazgeçilmezi açık büfeler gözümüze masum görünebilir. Ancak tabağımızı dikkatlice doldurmazsak açık büfe keyfi büyük bir tuzağa da dönüşebilir. Siz kendinizi yormayın. Dengeli bir tatil menüsünü sizin yerinize seçerken işin profesyonellerinden yardım aldık. Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez ‘Açık büfeyi görünce hemen hepsinden almalıyım fikri yerine mutlaka seçim yapacağınıza kendi kendinizi önceden hazırlayın’ diyor.

Tadınızı kaçırmayın
Zeytinyağlılar, kızartmalar, börekler, çorba çeşitleri, salam, sucuk, kavurmalar ve tatlılar insana çok cazip görünüyor değil mi? Bu meydan okumaya pabuç bırakmamak lazım. Derin bir nefes alıp bazı sağlıklı beslenme kurallarını hatırlayalım: Kızartmalar kanda kötü huylu kolesterolün artmasına, boş kalori alınmasına ve kansere neden olan maddelerin tüketilmesine yol açar. Tatlıların çoğu kan şekerinizin hızla yükselmesine ve daha sonra da kısa sürede düşmesine neden olur. Bu da acıkmayı hızlandırır. Ayrıca şekerli besin tüketmek kandaki yağlardan, kalp hastalığı için gösterge olan trigliserid denilen maddenin yükselmesine neden olur. İşlenmiş etlerden salam, sucuk, sosis, kavurma kalp ve damar sağlığınızı tehdit eder, yüksek miktarda kolesterol içerir, kanser yapıcı maddelerin vücuda alınmasına yol açar. Biliyoruz ki; sıkı yemek sonrası kalp krizi oluşma riski çok fazla. Sıcak havalarda sindirim sisteminizi zorlayacak yemek yemek; mide bulantısı, barsaklarda bozulma, midede yanma, hazmetmede güçlük gibi sorunlara neden olur. Çok yemek yemek; hareket kabiliyetinizi kısıtlar ve uyku hali verir. Yemekte gözünüzü değil midenizin doygunluğu önemli. Yavaş yavaş yemeyi denediğinizde daha tok kalabildiğinizi siz de fark edeceksiniz.

Tatil tabağı nasıl olmalı?
Açık büfe kahvaltı: Mutlaka güne kahvaltı ile başlamalısınız. Kahvaltılarınız için 2 küçük tabak kullanın.
l Birinci küçük tabakta peynir çeşitlerinden 2 dilim seçin (unutmayın sert peynirlerin kalsiyum içerikleri fazladır), 4-5 adet siyah ve yeşil zeytin alın, 1 ince dilim kepekli, çavdar veya mısır ekmeği kesin ve tabağın geri kalan kısmınımeyve dilimleri ile zenginleştirin.
İkinci küçük tabağa domates, salatalık, taze nane, taze maydanoz, roka, tatlı kırmızı biber veya yeşil biber koyun. İçecek olarak açık az limonlu çay veya taze sıkılmış meyve suyu veya kafeini azaltılmış az süt eklenmiş kahve içebilirsiniz. Kahvaltınızı en az 20 en fazla 30 dakika sürecek şekilde yavaş yavaş yapın. Kahvaltı sonrası en az 20 dakika hafif tempo yürüyüş iyi gelecektir.
Açık büfe öğle yemeği: Hemen orta boy servis tabağınızı alın ve göz ucuyla tabağınızı dört eşit parçaya bölün. Böylece sevdiğiniz her şeyden azar azar alma şansına sahip olursunuz. Dörtte bir kısmına zeytinyağlı sebze yemeği veya 1 adet dolma, dörtte bir kısmına ızgara tavuk, balık, köfte veya et sote yemeği, dörtte bir kısmına yoğurt, geri kalan kısmına az yağ eklenmiş salata ve öğünün yanına 1 dilim çavdar, kepekli veya mısır ekmeği ekleyin. Yine öğün sonrası en az 20-30 dakika fiziksel aktivite yapın.

Formsante dergisi

Saç dökülmesi sıcaklarda artıyor!

Kadın-erkek herkesin korkulu rüyası kellik… Özellikle erkeklerde genç yaşta başgösteren kellikle ilgili yanlış bilenenleri ve alınması gereken önemleri Dr. Tayfun Oğuzoğlu anlattı. Yaz aylarında sıcakların artmasıyla birlikte saçların daha çok yıprandığını söyleyen Oğuzoğlu, “Saç dökülmesinin stresle de ilişkisi var” diyor.

Ailesinde kellik olanlar, kaçınılmaz olarak kel mi kalır?
Erken teşhis ve tedavi dökülmeyi yavaşlatır; hatta uzun dönemde durdurur. Dökülmenin başladığı dönemde mutlaka bu konuda bir hekime başvurulmalıdır. ‘Ailede var, yapacak bir şey yok!’ demek doğru değildir.

Ülkemizde saç dökülmesi yaşayan kişilere hiçbir faydası olmayan hatta dökülmeyi artırabilen şampuanlar ya da bitki tedavileri önerilmektedir. Bunlar kişiye vakit kaybettirir. Kuaförlerde tamamen ticari amaçlı olarak satılan kozmetik ve şampuanların kullanımı özendirilerek tedavinin en kritik dönemi ne yazık ki kaybedilmektedir. Oysa bu dönem bir hekim tedavisi ile geçirilirse saçların büyük kısmı kurtarılır.

Stres en büyük sorun!
Kellik 30′lu yaşlarda mı kendini gösterir?
Erkeklerde görülen ve bizim ‘erkek tipi saç dökülmesi’ adını verdiğimiz saç dökülmesi artık 16-18 yaşlarına kadar indi. Özellikle üniversite sınavı ya da askerlik gibi konularla birlikte artış gösterdi. Bu dönemler gençler için ciddi bir stres kaynağı oldu. Böyle vakalarda kişi saç dökülmesini önemsememeli, aileler de bu konuya hassas yaklaşmalı.

Kelliğin ilacı var mı?
Erkek tipi saç dökülmesi için yapılan araştırmalarda, sadece birkaç gerçek tedavi bulunmuş ve bu ilaçlar Amerikan İlaç Dairesi tarafından da onaylanmıştır. Bu ilaçlar ülkemizde ise Sağlık Bakanlığı’nca ruhsatlandırılmış ve kullanıma sunulmuştur. Saç dökülmesi yaşayan kişiler mutlaka bir hekime müracaat etmeli ve doktor tarafından verilecek bu ruhsatlı ilaçları kullanmalıdır.

Kellik ilaçları iktidarsızlığa neden olabilir mi? Bu ilaçların mideye yan etkileri var mı?
Lokal olarak kullanılan deri spreyleri iktidarsızlığa neden olmaz. Ancak yapılan bilimsel araştırmalarda; tablet ilaçlarda, yüzde 4 oranında geçici yan etkisinin varolduğu görüldü. Sprey ilaçlar, özellikle kadınlarda gebelik ve emzirme döneminde kullanılmamalı.

Yaz gelince saçlardaki dökülme oranı artar mı?
Malum yaz deyince akla deniz ve güneş gelir. Üstüne bir de havanın boğucu nem oranı eklenince bir türlü olması gereken nem ve kuruluk oranını baş derisi ayarlayamaz. Haliyle alışagelmişin dışında bir dökülme olur. Bu dönemde her zamankinden daha fazla bir fiziksel travmaya maruz kalan saçlar; erkekler kadar kadınlara da panik yaşatır. Bu durumda paniye kapılmamak, doktor tarafından tavsiye edilirse sprey şeklinde lokal olarak uygulanan ilaçlarla tedavi etmek ve saç folliküllerini güçlendirmek gerekir.

Kel olacak kişi ne kadar zamanda saçını kaybeder?
Bu süre genetik koda, çevresel faktörlere ve en önemlisi de strese bağlıdır. Bu süre çok değişken olmakla birlikte altı ay ile iki yıl arasında hızlı dökülme görülmektedir. Bu süre içerisinde saçın yaklaşık yüzde 50’si kaybolur. Bundan sonra genellikle dökülme yavaşlar ve yaklaşık beş yılda saçların önemli bir kısmı daha dökülür.

İlaçlar bu süreci ne kadar uzatır?
Eğer sprey ve tablet kullanılırsa, doza, kombine ya da tek kullanıma bağlı olarak beş yıla kadar dökülme yavaşlatılabilir. Ancak bu ilaçların en az bir yıl kullanılması gerekmektedir. Eğer dökülme hızlanırsa arada tekrar tedaviye başlanmalıdır.

DİYET YAPARKEN SAÇINIZI KAYBETMEYİN!
Hormonal test yaptırın!

Kadınlarda da erkek tipi saç dökülmesi tahmin edilenden daha fazladır. Tedaviye başlamadan önce hormonal tetkikler yapılmalı ve genetik hikaye sorgulanmalıdır. Saç dökülmesi erkekler kadar olmasa da, kadınlar için bazı dönemlerde gözle görülür bir şekilde artar. Özellikle yaz aylarındaki mevsimsel değişikliklerden, yapılan diyet programlarından ve hamilelik dönemlerindeki vücut fonksiyonlarındaki farklılıklardan dolayı dökülmeler hızla artmaktadır.

Mineral desteği!
Kilo kaybederken dikkat!

Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında yapılan diyetler, bilinçli dahi olsa vücudumuzda enerji ve mineral kaybına yol açar. Diyet esnasında saçların cansızlaştığı ve hatta döküldüğü gözlenir. Diyetle birlikte başlayan saç dökülmelerinde mutlaka bir hekim desteği alınmalı, besin takviyesi ile kaybolan mineraller yerine konmalı, gerekirse yine deri spreylerinden destek alınmalıdır. Eğer bu destekler verilmezse; saç dökülmesi hızlı bir şekilde artmakta ve saç kaybı kalıcı olmaktadır.

Hamilelikte saç dökülmeleri
Kadınlarda hamilelik ve emzirme dönemindeki saç dökülmeleri, genellikle demir, bakır ve çeşitli vitaminlerin eksiklerinden kaynaklanır. Bu durumda emzirme dönemi sonrası ağızdan verilecek takviyelerle birlikte saç köklerini uyarıcı deri spreyleri mutlaka kullanılmalıdır ki, follikül kaybı kalıcı olmadan saç yeniden uzama dönemine girebilsin.

VEJETARYENLER DA ETE İHTİYAÇ DUYAR!
Depresyona girmek gayet normaldir!
Kozmetik ürün kullanan, ister kadın ister erkek olsun herkes bünyesi tedaviye cevap vermediğinde umutsuzluk ve depresyona girmekte ve maalesef çıkamamaktadır. Artık Türkiye’de de bütün dünyada kabul görmüş ve laboratuvar çalışmaları yapılarak uzun yıllardır bilimsel açıklamalarla kesinliği kanıtlanmış deri spreyleri kullanılmaktadır. Düzenli tedavi ile kendi saçlarınıza yeniden kavuşmak ve uzun yıllar sağlıklı saçlarla dolaşmak artık bir mucize değil, gerçeğin ta kendisidir.

Günde 50 ile 100 tel saç dökülmesi normaldir!
Uzmanlar; yapılan araştırmalarda saçın gün içinde yıkanma, taranma, çekme ve kırılma gibi faktörlerle 50 ile 100 tel arasında kaybolduğunun belirlendiğini söylüyor. Bu oran da sağlıklı bir insanda normal kabul ediliyor.

İçinde demir bulunan besinler tüketin!
Erkeklerin saç dökülmesinde beslenmenin direkt olarak etkisi yoktur. Ancak indirekt olarak özellikle demir ve bakırdan zengin besinlerle beslenmek önemlidir.

Kadınlarda beslenme tarzı çok önemlidir!
Kadınlarda bize saç dökülmesi nedeniyle müracaat eden kişilerin yaklaşık yüzde 50’sinde demir eksikliği anemisi görülmektedir. Bu vücuttaki demirin çok azaldığı anlamına gelir. Bu tip dökülmeler son yıllarda vejetaryen beslenmeyi seçen kadınlarda daha çok görülmektedir. Kadınlar her ay dönemsel olarak kan yani demir kaybeder, eğer bu kaybedilen demirin yerini kırmızı et ile koymazlarsa ilerleyen dönemlerde saç dökülmesi hızlanır.