Hazımsızlık yaşıyorum. Akşam yemeğini hafiflettim ve yemekten bir saat sonra soda içiyorum. Başka ne yapabilirim?Diyetisyen Serkan Tutar, hazımsızlığı yenmek için şu önerilerde bulunuyor:• Az az ve sık sık yemek yiyin. Böylelikle hem mide kapasitenizin zorlanmasına neden olmazsınız, hem de herhangi bir rahatsızlık duymadan masadan kalkabilirsiniz.• Yiyecekleri iyice çiğnemeyi ihmal etmeyin.
• Yavaş yavaş yemek yiyin. Yemeğe özel zaman ayırın.
• Midenize dokunan yemekleri yememeyi tercih edin.
• Her zaman dediğimiz gibi bol hareket edin. Kendinize zaman ayırdığınız gibi vücudunuza da zaman ayırın.
• Kızartma ve yağlı yiyeceklerden uzak durun. Bunu yaparsanız, hazımsızlık çekme hissiniz azalacaktır.
• Meyve ve sebze ağırlıklı beslenmeye özen gösterin. Günde toplam 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmeye çalışın.
• Basit karbonhidrat diye adlandırdığımız şeker tarzı besinler yerine, kompleks karbonhidrat diye adlandırdıklarımızı (kepek ekmek, patates, sebze, meyve, esmer makarna gibi) tüketmeye özen gösterin.
• Baharatlara yemeklerinizde daha az yer verin. Gerekmedikçe baharat kullanmayın.
• Dolu mideyle uyumayın. Bu şekilde uyumak, hazımsızlık ve hastalık riskini arttırır.
Elma sirkesi, zayıflamayı hızlandırırken birçok hastalığa da çare oluyor. Cilt lekelerinin ve kolesterolün azalması için elma sirkesi birebir.En sağlıklısı:Elma, meyveler arasında en sağlıklı olanlarından biridir. Hatta atalarımızın söylediği gibi; “Günde bir elma, doktoru evden uzak tutar!” İçerdiği vitaminler ve potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi mineraller sayesinde, hastalıklara karşı daha dirençli olmamızı sağlar. Elmanın bu özelliklerini bütünüyle içeren ‘elma sirkesi’ ise güçlü bir detokstur, ayrıca hastalıkları iyileştirmeye de yardımcı olur.
Kemiklere destek
Elma sirkesi; besinlerin verimli kullanılmasına, metabolizmanın sağlıklı işlemesine ve vücudun asit alkali dengesinin korunmasına yardımcı olur. Ayrıca kalsiyumun vücutta daha verimli kullanılmasını sağlar. Yani, bir yandan kemiklerin yeniden gerekli kalsiyumu almasını desteklerken, diğer yandan da eklemlerdeki kalsiyum birikimini elemine eder.
Elma sirkesini uzun süre kullandığınızda, kemik ve eklemlerinizdeki sertlik ve sıkıntılar kısa sürede biter. Yapılan son araştırmalara göre elma sirkesi; sodyumun vücudunuz üzerindeki etkisini azaltıp, yüksek tansiyonun oluşmasına da engel oluyor. Neredeyse ülkemizde her iki kişiden birinin sorunu olan kolesterol ise yine bu sirke sayesinde sağlıklı bir şekilde düşürülebiliyor. Zira söz konusu sıvının içerdiği doğal asitler ve enzimler kanın daha sağlıklı ve ince akmasını sağlıyor.
Kilo verdiriyor
Metabolizmanın daha hızlı çalışmasını sağlayarak besinler içerisindeki kalorileri kısa sürede yakmanızı sağlayan elma sirkesi, kilo vermeye de yardımcı oluyor. Bu durumu fark eden ilaç firmaları ise elma sirkesi içeren zayıflama haplarını piyasaya sürdü. Ülkemizde de satılan bu haplar sabahları aç karnına tüketildiğinde vücut metabolizmanızın daha düzenli bir şekilde çalışmasını sağlıyor.
Sağlığımız üzerinde birçok olumlu etkiye sahip olan elma sirkesinin yumuşak ve lekesiz bir cilde, ince bir vücuda ya da parlak saçlara sahip olmamızda da önemli katkıları var.
Sigara içenler kanserden korunmak için soğan yesinler!Binlerce yıldan beri soğan ve sarımsak neredeyse tüm yemeklere katılan şifa verici birer sebze olarak kullanılılıyor. Salatadan tutun, her çeşit pişirme şeklinde soğan yemeklerimizden eksik edilmiyor. Bilimsel olarak ispatlandı:Bilimsel olarak ispatlanmış bir gerçek de, soğanın içindeki cystein maddesinin eczanelerde kuvvetli bir balgam sökücü olarak satılan ve doktorlar tarafından reçete edilen mentopin ve asist gibi ilaçların ana maddesi ile aynıdır. Vücudumuzda üretilen çok güçlü bir antioksidan olan GLUTATYON’un üretimi için soğanın içinde bulunan cystein maddesinin soğan veya sarımsak yiyerek alınması gerekiyor. Çok kuvvetli bir antioksidan olan glutatyon, birçok hastalığın sebebi sayılan serbest radikalleri hücre içinde nötralize etmektedir.
Dünyanın her yerinde soğuk algınlığında, bronşitte ortaya çıkan öksürüğün giderilmesinde soğan, şifa verici olarak yeniyor. Çok eskiden beri üşütme, öksürük ve bronşit durumda ezilen bir soğana bir miktar su ve tatlandırıcı olarak da az miktarda bal katılarak ilaç olarak kullanılıyor. Ayrıca böcek sokmalarında oluşan şişliklerin üzerine taze kesilmiş soğan dilimleri konması halinde, şişliğin giderilmesinde yardımcı oluyor. Ayrıca uyku düzenleyici olduğuna da inanılmaktadır.
Soğanın 100 gramında bulunan maddeler:
Kalori değeri
Kuru soğan – taze soğan: 36 kalori – 23 kalori
Protein (gr.): 1.3 gr.
Yağ (gr.): 0.3 gr.
Karbonhidrat: 8.1 gr.
Su: 89 gr.
Posa: 2 gr.
Potasyum: 157 mg.
Kalsiyum: 27 mg.
Vitamin C: 10 mg.
Folik asit: 54 mg.
Vitamin: 0.3 mg.
Makarnanın şişmanlattığı ve besin değerinin düşük olduğu şeklindeki yanlış inanış ve eksik bilgiler tüketimini engelliyor.Toplumda, makarnanın şişmanlattığı ve besin değerinin düşük olduğu şeklinde yanlış ve eksik bilgiler bulunduğu, bilinenlerin aksine makarnanın kalori ve yağ oranının çok düşük olduğu bildirildi.Aksine faydalı bir besin.Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Ergin Erzurumlu, yaptığı açıklamada, makarnanın, vitamin ve mineraller bakımından çok zengin ve yararlı bir besin kaynağı olduğunu söyledi.
Makarnanın A, B1, B2 vitaminleri ile demir, kalsiyum, fosfor, potasyum ve protein yönünden de çok zengin bir gıda olduğunu belirten Erzurumlu, makarnadaki yağ ve sodyum oranının da çok düşük olduğunu ve kolesterol riskinin bulunmadığını vurguladı.
En temel unsur
ABD Tarım Bakanlığı’nın 1991 yılında yayımladığı raporda yer alan “Sağlıklı Beslenme Piramidi”nin, günlük beslenmede çok az alınması gereken besinlerle, her gün birkaç kez alınması gereken besinleri gösterdiğini ifade eden Erzurumlu, rapora göre makarnanın, sağlıklı beslenmenin en temel unsurlarından birisi olduğunu ve piramitte, en çok kullanılması gereken besinler arasında gösterildiğini anlattı.
Makarnanın, kompleks karbonhidratlar grubundan olduğunu ve metabolizmada çabucak parçalanarak, hemen enerjiye dönüştüğünü dile getiren Erzurumlu, makarnanın bu nedenle kolay ve hızla hazmedilen bir besin olduğunu belirtti. İtalyanların daha şişman olması gerekirdi.
Kalori ve yağ oranı düşük
Makarnanın kalori ve yağ oranının çok düşük olduğunu ifade eden Erzurumlu, şunları kaydetti: “Toplumumuzda, şişmanlara ’makarnacı’ denilir… Çünkü ülkemizde ’makarna şişmanlatır’ şeklinde yanlış bir inanış var.
Oysa makarna şişmanlatmaz. Öyle olsaydı kişi başı makarna tüketimi bizimkinden 5-6 kat fazla olan İtalyanların bizden daha şişman olması gerekirdi, ama değiller. Genel kanının aksine, şişmanlatma riski yoktur. Şişmanlatan makarna değil, içine konulan yağ ve kalorisi yüksek soslar. Makarnanın içinde şişmanlatıcı unsurlar bulunmaz.
Formuna dikkat eden herkes, hafif bir sosla yapılmış makarnayı gönül rahatlığıyla yiyebilir. Makarna hem çok doyurucudur hem de vücut için gerekli tüm vitamin ve mineralleri içerir. Acil enerji ihtiyacı duyan bir karşılaşmaya ya da gösteriye hazırlanan sporcular, sanatçılar, yani fiziksel güç gerektiren işlerle uğraşan herkes için makarna, özellikle tercih edilen bir temel besindir.”
Aşırı çay, kahve içilmesi, kola gibi gazlı içeceklerin tüketilmesi, sigara alışkanlığının artması reflüye zemin hazırlar.Beslenme ve yaşam tarzının değişmesi, farklı sıkıntı ve hastalıkları da beraberinde getiriyor. Mide asidinin, anormal bir şekilde yukarı doğru çıkarak yemek borusuna ve boğaza gelmesi durumunda oluşan reflüyü uzmanlar modern toplum hastalığı olarak niteliyor. ‘Fast food’dan uzak durun!Reflünün beslenme düzeninin değişimiyle bağlantılı olduğunu ifade eden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Dursun Buğra, “Günümüzde daha çok fast food, hızlı yemek yeme alışkanlığı, kötü yağlarla yapılan gıdaların tüketimi, aşırı çay, kahve içilmesi, kola, soda, bira gibi gazlı içeceklerin tüketilmesi, sigara alışkanlığının artması reflüye zemin hazırlar. Tüm bunlar mideden yukarıya doğru asit kaçışını kolaylaştırıcı etkenlerdir” dedi.
Kötü beslenme alışkanlığı nedeniyle kiloların da artmaya başladığını belirten Prof. Dr.Dursun Buğra “Kilonun biriktiği yer ise en sıklıkla karındır. Karında biriken fazla kilolar, yağ artışı midenin basıncını artırır, dolayısıyla mide içindeki yüksek basınçtan, daha düşük basınçlı yemek borusuna doğru hem asidin hem de gıdanın kaçışı kolaylaşmış olur ve bunlar da reflüyü kolaylaştıran etkenlerdendir” diye konuştu.
İlaç tedavisi etki etmediği takdirde cerrahi girirşimler yapılabilir.
Reflüde tek çözüm ilaç tedavisi
Reflü tedavisinde sıklıkla kullanılan yöntemin ilaç tedavisi olduğunu belirten Prof. Dr. Buğra, tek başına ilaç tedavisinin de yeterli olmayacağını hastanın da yardımının gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Dursun Buğra, yaşam tarzının mutlaka değiştirilmesi gerektiğinin altını çizerek, “Kişinin kilo alımı, kötü beslenme, gazlı içecekleri içme, kahve ve sigara gibi olumsuz etkenlerden vazgeçmesi gerekir” dedi.
Yüzde 90′ı tedavi edilebiliyor
Geceleri baş tarafın yükseltilmesi ve asit önleyici ilaçlarla hastalığın yüzde 90’ının tedavi edilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Buğra, “Tedaviden sonra yakınmaları tekrar ortaya çıkanlarda ya da ilaç tedavisinden hiç yarar görmeyenlerde ise cerrahi girişimler yapılabilir” diye konuştu.
Vitaminleri, mineralleri ve faydalı organik asitleri ile domates, damarları yumuşatıyor.Domatesin C ve E vitaminleri içerdiğini, zengin bir potasyum kaynağı olduğunu ve çok az miktarda tuz bulunduğunu söyleyen uzmanlar, yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olduğunu ve vücudun su tutmasını engellediğini ifade ediyor. Hazmı kolaylaştırıyor.Domatesin hazmı kolaylaştırdığını, özellikle nişastalı yiyeceklerin (hamur işleri, kuru erzak) kolay sindirilmesini sağladığını vurgulayan uzmanlar, kabuk ve çekirdekleriyle bağırsakları harekete geçirdiğini ve pekliği giderdiğini belirtiyor.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barlas Aydoğan, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, kış aylarıyla birlikte artan başta grip ve soğuk algınlığı hastalıklarına karşı en doğal korunma yolunun, limonata içmek ve narenciye tüketmek olduğunu belirtti. Ortalama bir narenciye.Her gün içilecek limonata ve ortalama 1 tane tüketilecek narenciyenin başta grip ve soğuk algınlığına karşı adeta kalkan görevi üstlendiğini ifade eden Aydoğan, enfeksiyonların yaygın olduğu kışaylarında bol C vitamini alınmasıyla vücudun direncinin artacağını ve hastalığın daha kolay atlatılacağını kaydetti.
Günde bir bardak içilen limonatanın, hastalığa yakalanma riskini azaltacağını vurgulayan Aydoğan, “Rahat bir kış geçirmek için narenciye tüketiminden vazgeçmeyin. Günde bir bardak limonata, vücudunuzun C vitamini ihtiyacının önemli kısmını tek başına karşılar.
Riski azaltır
Hastalığa yakalanma riskini azaltır, hastalık halinde ise daha çabuk iyileşmeyi sağlar. Ancak vitamin değerini koruması için limonatayı mutlaka taze sıkılmış limondan yapın ve özellikle ılık tüketin. Limonu yemek de aynı koruyucu etkiye sahiptir”dedi.
Limonatanın, diğer narenciye ürünlerine göre, çocukların da daha fazla ilgisini çekebileceğini belirten Aydoğan, zayıf vücut dirençleri nedeniyle hastalığa yakalanma riski fazla olan çocukların limonata sayesinde rahat bir kış geçirebileceklerini ifade etti.
Portakal ve mandalina kan şekerini yükseltiyor
Aydoğan, portakal ve mandalinanın kan şekerini yükselttiği için şeker hastaları için tehlikeli olabileceğini bu nedenle limon veya limonata tüketmelerinin daha yararlı olacağını kaydetti.
Prof. Dr. Barlas Aydoğan, enfeksiyonların yaygın olduğu kış aylarında her gün ortalama bir tane portakal, mandalina veya limonun tatlı olarak bilinen türlerinin tüketilmesinin soğuk havalarda vücudun direncini artırmakla birlikte gribal enfeksiyona karşı tek başına yeterli olmayacağını da sözlerine ekledi.
Uyku vücudun temel taşlarından biri. Uzmanlar uyku düşmanı besinleri açıkladı. Mutlaka okuyun.Fasulye, brokoli, karnabahar, çikolata gibi yiyecekler, bazı baharatlar… Bir başka araştırma ise tiryakilerin derin uykuya dalamadıklarını ortaya çıkardı.Genç gösterir!”Uyku sağlıklı yaşam için şart. 6 ila 8 saatlik iyi bir uyku sadece gözlerinizin parlamasına, cildinizin gerilmesine zihninizin açılmasına neden olmaz aynı zamanda sizi 3 yaş genç gösterir” diyen uzmanlar, uyku kaçıran yiyecekleri sıralayıp bunlardan sakınılmasını istedi. İşte o besinler:• Baharatlar: Sarmısak, acı biber ve öteki baharatlar mide yanması yapabilir.
• Büyük porsiyon: Çok yemeğin sindirimi saatler sürer. Bu nedenle akşam değil öğlen yemeklerinde büyük porsiyon tercih edilmeli.
• Gaz depoları: Fasulye, brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası gibi gaz yapan sebzeler akşamları tüketilmemeli.
• Hız ayarı: Lokmalar birbiri ardına hızlı bir şekilde yutulmamalı, bu sırada mideye bolca hava dolar. Bu da şişkinlik yapar.
• Alkol: Önce uyuşturur ancak sonra uyku düzenini tamamen bozar.
• Kahve: Kafein vücutta 12 saat boyunca kalır. Uyku sorununuz varsa çay, çikolata, kola ve öteki kafein içeren içeceklerden uzak durmalısınız.
Yaklaşık yüzde 90′ı sudan oluştuğu için düşük enerji içeren salatalık birlikte yendiği yüksek enerji taşıyan gıdaların enerjilerini azaltıyor.Gıda Mühendisleri Odası Konya Şubesi yöneticilerinden gıda mühendisi Tahsin Süer, vücutta yağ birikmesi nedeniyle oluşan şişmanlığın en büyük nedeninin, yüksek kalorili besinlerin tüketilmesi ve bu enerjinin yakılamaması olduğunu belirtti.Kalori hesabı yapmakta fayda var
Süer, her gıda maddesinin, vitamin, karbonhidrat, protein, şeker, yağ gibi farklı maddeler ihtiva ettiğini, diyet yapanların ya da kilo almadan sağlıklı beslenmek isteyenlerin hangi gıda maddesinde ne kadar kalori olduğunu kabaca da olsa bilmesinde yarar olduğunu ifade etti.
Kalorisi düşük, diyete uygun gıdaların özellikle sebzeler olduğuna dikkati çeken Süer, örneğin salatalığın yüzde 90′ından fazlasının sudan oluştuğunu, yüzde 1 oranında bile yağ içermediğini, bu nedenle salatalık yenmesinin su içmekten farksız olduğunu vurguladı.
Süer, salatalıkta, bünyelerinin yüzde 90′dan fazlası aynı şekilde sudan oluşan diğer yeşil sebzelerde olduğu gibi vücudun ihtiyaç duyduğu çeşitli mineraller ve B vitamininin yer aldığına dikkati çekti.
Su içmek yerine salatalık ye
Bir yaz meyvesi olan, serinletici özelliği ve lezzetiyle yoğun şekilde tüketilen karpuzun da büyük bölümünün sudan oluşan gıdalardan biri olduğunu belirten Süer, şunları kaydetti:
“Bu nedenle özellikle salatalık ve karpuz, diyet için en çok tercih edilen sebze ve meyveler arasında yer alıyor. Yaklaşık yüzde 90′ı sudan oluştuğu için düşük enerji içeren salatalık başta olmak üzere yeşil sebzeler ve karpuz, birlikte yendiği yüksek enerji taşıyan gıdaların enerjilerini azaltıyor. Bu meyve ve sebzeler, yoğun şekilde yağ, protein ya da karbonhidrat ihtiva eden gıdalarla birlikte yenildiğinde onları absorbe ederek, vücutta yağ şeklinde birikmelerini azaltır. Bu nedenle diyet yapanlara, bol miktarda salatalık ve karpuz tüketmelerini öneriyoruz.”
Lezzetten ödün vermeden sağlıklı yemekler pişirmek zor değil. Neyi, nasıl pişireceğinizi bilerek geleneksel mutfağımızdaki yöntemlerden yararlanabilirsiniz.Aşçı olmaya lüzum yok.Sağlıklı ve lezzetli yemekler pişirmek için mutlaka gurme veya aşçı olmanıza ya da pahalı pişirme aletleri kullanmanıza ihtiyacınız yok. Yemeklerinizi hazırlarken temel pişirme yöntemlerini kullanarak sağlıklı yemekler pişirebilirsiniz. Öncelikli hedefiniz yemeklerinizi lezzetlendirmek için aşırı miktarda yaÇ ve tuz eklemeyi sınırlamak; bunun yerine domates, çeşitli sebzeler ve baharatlara daha fazla yer vermek olmalıdır.
Aşağıda, Mezura ekibimizin sizler için önerdiği sağlıklı ve lezzetli teknikleri en sevdiğiniz yemekler için kullanabilirsiniz.
Fırında pişirme: Deniz ürünlerini, tavuk, hindi, yağsız et, sebzeleri ve meyveleri fırında pişirebilirsiniz. Fırındaki kuru havayla yiyecekleri az yağla pişirmeniz mümkün. Üstünü kapayabilir veya biraz kızarmasını istiyorsanız üzerini açık bırakarak pişirebilirsiniz. Fırınlamanın olumlu yanı, ekstra yaÇ ilave etmenize gerek kalmamasıdır. Besinleri fırında pişirirken yağın damladıktan sonra yanmasını engellemek için besin ile kap arasına tel ızgara koyabilirsiniz. Besinler içerdikleri yaÇ veya suyla pişer ve bu şekilde lezzetlerinden hiçbir şey kaybetmezler.
Ağır ateşte pişirme: Bu pişirme yönteminde önce besinler yüksek ateşte renk değiştirinceye kadar, kısa süre tutulur. Ardından çok az miktarda su ilave edilerek ağır ateşte pişirilir. Pişireceğiniz yemeğin türüne göre bu yöntemde su ilavesi yerine besleyici özellikleri bakımından zengin olan domates suyunu da kullanabilirsiniz. Özellikle sebzeli yemekleri pişirmek için uygun bir yöntemdir.
Izgara ve kavurma: Her iki yöntemde de besinlerin her bölümünün eşit pişmesi önemlidir. Izgara yaparken besinlerin yeterli ısıyı alıp almadığından emin olmak için pişirdiğiniz besinin her iki tarafını da 3 – 5 dakika pişirin. Açık havada ızgara yapacaksanız öncelikle kömürün gerçekten kor olduğundan emin olmalısınız. Yiyecekleri alevle kesinlikle temas ettirmeyin. Izgara yaparken büyük parçalar halinde doğradığınız sebzeleri de aralara yerleştirmek, yiyeceğinizin lezzetlenmesine ve içeriğindeki suyun muhafazasına neden olur.
Kavurma işlemi ise pek tercih edilen bir pişirme yöntemi değildir. Izgara ve kavurma yöntemlerinde besinden yaÇ dışarı atılmış olur.